Yeni Nesil Network Kavramları Üzerine

Yeni nesil network dediğimizde çoğumuzun kafasında belki de
bilim-kurgusal unsurlar canlanıyor. Aslına bakarsanız yeni
nesil network dediğimiz olgu telekominikasyonun yüz yıllık
evriminin bizi getirdiği noktadan başka bir şey değil.
Ayrıca, orta ya da yeni çağda yaşamış bir insan gözüyle
bugüne baksak zaten hepimiz bir bilim-kurgu filminin
aktörleriyiz.
Bugün, pazar düzeni daha çok tüketicinin yön
kazandırdığı bir düzen. Günümüzde talep tamamen
servislerin niteliğine, ne zaman, ne şekilde yayıldığına ve
gereksinimlere göre şekilleniyor ki, her ne kadar bu bize
doğal gözükse de, bunun aslında tüketicinin
profesyonelleşmesi sonucu ortaya çıkan bir olgu olduğunu
biraz düşününce anlamak hiç de zor değil. Hatta bunun bize
doğal gözükmesinden çıkaracağımız sonuç, bizimle
birlikte içinde yaşadığımız toplumun da bu profesyonelliğe
ciddi bir adım attığı olmalı. Bu noktadan yola çıkarak da
bugün herhangi bir üreticinin, satıcının ya da servis
sağlayıcısının hangi kaygıları güttüğünü kestirmek de
oldukça kolay. İster yıllardır pazarda faaliyet gösteren,
yeri sağlam, köklü bir şirket olsun, ister yeni faaliyet
göstermeye başlamış, bir pazar payı edinmeye çalışan
?agresif? bir küçük şirket olsun, her kesimin kaygısı
müşteriye yeni bir servisin ya da bir ürünün nasıl
pazarlanacağı, eş zamanlı olarak da tüketicinin
vazgeçemediği mevcut servis ya da ürünlerin pazarlanmaya
devamında nasıl bir tutum izleneceği yönünde. Tabii bu
yazdıklarım mahallenizin bakkalının, manavının, kasabının
tutumuyla pek de örtüşmüyor olabilir ;-)
Yarının network teknolojileri ve bu teknolojileri sunan
servisler tıpkı bugün de olduğu gibi kurumsal bazda üretimde
ve hizmetlerde artışı sağlamayı amaçlayacak, ev
kullanıcısının da çeşitli açılardan sosyal hayatını
şekillendirmeye devam edecek. Bugün itibariyle temelleri
çoktan atılmış Virtual Private Network (VPN), yerden ve
zamandan bağımsız olarak e-mail alıp gönderme, dosya
şekillendirmesi ya da transferi, videokonferans (mobil bazda
düşündüğümüzde bunu görüntülü telefon olarak ele almak
yanlış olmaz) gibi olanaklara sahip olacağız, hatta bunlardan
bazılarına önceleri Laptop?lar sonraları ise daha mobilize
bir kavram olan PDA?ler aracılığıyla sahip olmaya başladık
bile. Tabii bilişim teknolojilerine kıyısından köşesinden
bir şekilde bulaşmış olan insanlardan çoğu için bu
söylediklerim artık pek de ütopik görünmüyor. GPRS bu
duruma güzel bir örnek teşkil ediyor. Başta GSM
telefonlarını (ABD?de CDMA, Japonya?da ise Docomo) sadece
konuşma ve SMS için kullanırken, sonra cepten internete uzanan
körü olan WAP 1.0?la (Wireless Application Protocol- Telsiz
Uygulama Protokolü) tanıştık, şimdiyse renkli ve kaliteli
görüntü aktarımı yapabilen WAP 2.0?dan ve multimedia
uygulamalarında daha fazla hızı sağlayan GPRS?den
bahsediyoruz. Üstelik yakında GSM de tarihe karışacak ve 3.
nesil iletişim standardı olan UMTS cebimize girecek.
Bunların hepsi iyi güzel, ancak dünyanın çoğu ülkesinde
bütün bu uygulamaların gerektirdiği altyapı ya yok, ya da
yeni yeni yapılandırılmakta. Internet?in yıllarca süren
evriminden sonra dahi dial-up bağlantılar bir kenara, dünyada
yaygın olarak kullanılan DSL teknolojilerinden mesela ADSL bile
asimetrik up-/downstream yapısından dolayı örneğin bir
video-konferansı verimli bir şekilde gerçekleştirmekten çok
uzak. Tabii bu, yeni bağlantı türlerinin ortaya çıkmak
zoruda olduğu (belki de çıkar, kimbilir), bunların da
öncekiler gibi dallanıp budaklanacağı anlamına gelmiyor,
ancak wired ya da wireless LAN/WAN?lerde bir bant genişliği
artırımına sürekli olarak gidilmek ya da sürekli yeni nesil
protokollerin/filtrelerin geliştirilmek zorunda kalınacağı da
kesin. Günümüzde servis sağlayıcıları dünün
teknolojileriyle hizmet vermekten dolayı kullanıcıların
isteklerini, ihtiyaçlarını karşılamaktan çok uzaklar. IT
sektörü, böyle kısıtlı olanaklarla nitelik açısından
pozisyonlarını iyileştirmeye çalışıp, bir yandan da mevcut
gelirlerini korumaya ya da ek gelir elde edecek yeni yollar
bulmaya çalışan servis sağlayıcılarıyla dolu. Bu bağlamda
yeni nesil network tanımını şu şekilde yapabiliriz:
Gelecekteki her türlü iletişim uygulaması ve servisler için
altyapı sağlayabilen, aynı zamanda yarının IP trafiğinin
gereksinimlerini karşılamak için gerekli olan
ölçeklenebilirliği sunabilen, diğer yandan da pazarın
gereksinimlerini, pazarın istediği şartlarda
karşılayabilecek uysallığa, esnekliğe sahip olan bir yapı.
Hiç bir zaman olmadığı gibi, bu sefer de ortaya bütün bu
gereksinimleri karşılayabilecek tek bir teknoloji ortaya
çıkmıyor tabii ki. Örneğin bugüne bakarsak, WLAN (Wireless
LAN-Telsiz yerel ağ) ve Bluetooth?un yaygın olarak kabul
gördüğüne tanık oluyoruz. WLAN altında ise iki teknoloji
öne çıkıyor: HomeRF ve Wi-Fi (IEEE 802.11). Bu iki
teknolojiden özellikle Wi-Fi?nin yoğun bir destekçi kitlesi
var: Apple, Dell, Elsa, AMD, Alcatel, Ericsson, IBM, Cisco
Systems, Intel gibi dünya devleri Wi-Fi standardını
destekliyorlar. Bu firmalar ve daha niceleri, WECA (Wireless
Ethernet Compatibility Alliance) adı altında bir organizasyon
oluşturdular. Tahmin edebileceğiniz gibi, HomeRF ve Wi-Fi?nin
örnek teşkil ettiği çeşitli teknolojiler, farklı ağ
iletişim kapasitelerine, farklı rekabet yeteneğine, farklı
ekonomik parametrelere sahipler.

İlk bakışta yine bir eş güdümün yakalanamadığı hissi
uyansa da başta da değindiğimiz gibi, bugünün tüketicinin
yön kazandırdığı ekonomik düzeninde atılımın, rekabetin,
hizmet kalitesinin farklı standartların karşı karşıya
durmasından geçtiği malum.
Bir kaç yıl öncesinde başlayan süreçte telekom
servislerinin tanımı ve alanları bir hayli değişti,
gelişti. Örneğin ülkemizde önceleri PTT varken, çeşitli
gereksinimlerden dolayı (en azından buz dağının görünen
kısmı böyle) PTT?nin telefon departmanı Türk Telekom
yapısı altında ayrıldı. Bu gereksinimlerden bazıları önce
TURNET sonraysa TT-NET gibi dial-up omurgalarının
oluşturulması, bunları takiben Kablo-Net, en son ise ADSL
sistemlerinin oluşturulmasıydı, çünkü internet gibi bir
yapı herhangi bir telekom şirketinde başlı başına bir alt
grup gerektiriyor. Oysaki eski düzende telekomünikasyon bir alt
gruptu, böyle bir sistemle devam edilmesi pek mümkün değildi.
Tabii Türk Telekom?un ya da T?si düşmüş PT?si kalmış
PTT?nin nasıl ve ne kadar ilerleyebildikleri sorusu başlı
başına ayrı bir tartışma konusu, bu yüzden o konuya pek
girmiyoruz ;-) Yukarıdaki örneğimizde olduğu gibi Internet
başlı başına bir değişim, bir de bu farklılaşmaya
iletişime bağlı olarak değişen iş çevresini de katarsak,
bu devinimin devamlılığı ve sağlığı açısından
iletişimin bugün itibariyle son noktası olan Network
konseptinin gelişiminin de önemi yadsınamaz.
Tellallarla, elçilerle, posta güvercinleriyle başlayan
telekomünikasyon, Thomas Edison?dan bugüne değin muazzam bir
evrim geçirdi. İşin daha da ilginç yanı, teknolojiyi
sorunlarımızı çözmek amacıyla geliştirsek de, ?bant
genişliği? denen kavrama bu gün ihtiyaç duyduğumuz kadar
başka hiç bir zaman ihtiyaç duymadık ki, bu da çözüm
geliştirirken yeni düğümler attığımızın, ya da bundan
sonra her türlü atılımda ideali yakalama sürecinin daha da
uzayacağının en güzel kanıtı. Ancak bu gün itibariyle
endüstrinin ihtiyaçları göz önüne alınırsa, yeni nesil
network konseptleri ve bunlarla birlikte gelecek olan kaliteli
servisler, daimi olmasa da bir çözüm olacak gibi görünüyor