Bu sayfada
koaksiyel kablolu ethernet döneminde kullanım alanı bulmuş iki cihazdan
bahsediyoruz: Repeater ve Bridge. Günümüzün UTP kablo kullanan modern ağlarında
bu cihazlar yerlerini hub ve switch'lere bırakmış durumdadır. Günümüz ağlarının
çalışma prensiplerini daha iyi anlamak için bu iki cihazı tanımamız gerekiyor.
10Base5 ve 10Base2
standartlarının kablo uzunluğu ve terminal sayısı ile ilgili getirdiği sınırlar
bazen yeterli gelmeyebilir. Eğer daha uzun mesafelerde daha fazla
bilgisayarlarla çalışmak istenirse veya ağı kablo arızalarına daha dayanıklı
duruma getirmek istenirse ya da farklı kablo sistemleri (10Base5 ile 10Base2
mesela) birleştirilmek istenirse çözüm repeater kullanmaktan geçer.
Repater veya yineleyici
bir ethernet segmentinden aldığı tüm paketleri yineler ve diğer segmente
yollar. Repeater gelen elektrik sinyallerini alır ve binary koda yani 1 ve
0'lara çevirir. Sonra da diğer segmente yollar. Bu yönüyle repater'in basit bir
amplifikatör yani yükseltici olmadığını anlıyoruz. Çünkü amfiler gelen sinyalin
ne olduğuna bakmadan sadece gücünü yükseltir. Yolda bozulmuş bir sinyal amfiden
geçince bozulma daha da artar. Bu arada bilgisayar ağlarında kullanılan amfi
diye bir cihaz yok, sadece repeaterin ne yapıp ne yapmadığını anlatmaya
çalışıyoruz. Repeater ise gelen sinyali önce 1 ve 0'a çevirdiği için yol
boyunca zayıflamış sinyal tekrar temiz 1 ve 0 haline dönüşmüş olarak diğer
segmente aktarılır.
Aşağıda bazı
repeater'ları görüyorsunuz.
|
|
|
|
Repeater'ların 4
ana faydası vardır. Sırayla bunları inceleyelim.
|
|
Bir 10Base2
segmenti en fazla 185m olabilir. Ancak araya bir repeater koyarsanız bu
mesafeyi ikiye katlamış olursunuz. |
|
|
Bir 10Base2
segmentine maksimum 30 makina bağlanabilir. Araya repeater koyarsanız iki
segmenti birleştirmiş olursunuz. Sonuçta aynı ağda 60 makina olabilir. |
|
|
Repeater'in
birleştirdiği segmentlerden birisinde kablo arızası ortaya çıkarsa, sadece o
segment çöker. Diğer segment en azından kendi içinde çalışmaya devam
edecektir. Makina sayısı 30'u geçmese, mesafe 185m'yi bulmasa da, ağ repeater
ile bölünürse(birleştirilirse??) kablo arızalarına karşı kısmı bir güvenlik
sağlanabilir. Yanda A,B ve
C'nin tamamen erişilemez olduğuna dikkat edin. |
|
|
Yukarıdaki
repeater resimlerine bakarsanız iki bağlantı noktasında da iki farklı kablo
girişi olduğunu görürsünüz. Böylece 10Base5 ve 10Base2 ağlar repeater ile
birleştirilebilir. |
Gördüğünüz gibi
Repeater'lar zamanında oldukça kullanışlı cihazlarmış. 10Base5 ve 10Base2
farklı kablolar ve donanımlar kullansada ethernet paket yapıları aynı olduğu
için kolayca birbirine bağlanabilmiştir. Aynı şey günümüzde de geçerli.
Hub'ların çoğunda bir tane 10Base2 girişi bulunur. Böylece 10BaseT ve 10Base2
ağlar birleştirilebilir. Ethernetin zaman içinde kablo
tipleri(RG-8>RG-58>UTP) hatta fiziksel topolojisi(Bus>Yildiz) değişse
de, mantıksal topoloji(Bus) ve ethernet paket yapısı yani kablo üzerinde giden
sinyal aynı kaldığı için herzaman geriye doğru uyumludur.
Repeater'lar akıllı
cihazlar değildir. Bir portundan gelen sinyali/veri paketini içeriğine veya
kime gitmesi gerektiğine bakmadan diğer portuna, yani diğer segmente aktarır.
Bu nokta sanırım ethernet ile ilgili bilinmesi gereken en önemli konuyu yani
collision domain(çakışma alanı) kavramını gündeme getiriyor. Şimdi önce
collision domain/çakışma alanı ne demek ona bir bakalım.
Önce ethernetin
veri gönderimi için kullandığı CSMA/CD tekniğini hatırlayalım. Bir ethernet
ağında her node(ethernet arayüzüne sahip cihaz, mesela ağ kartı takılı bir PC)
veri gönderimine başlamadan önce kablo boşmu, yani o anda başka birisi veri
aktarımı yapıyor mu diye kontrol eder. Eğer kablo üzerinde başka bir makinanın
sinyali varsa bekler. Kablonun boş olduğu anda veriyi kabloya koyar. Bu veri
paketi tüm bilgisayarlara gider. Ağ üzerindeki her bilgisayar bu veri paketini
okur. Veri paketinde alıcının adresi belirtilmiştir. Paketin yollandığı bilgisayar
dışındakiler paketi silerler. Bu durumda aynı anda sadece bir bilgisayarın veri
gönderebildiğini görüyoruz. Diğer bilgisayarlar onu beklemek durumunda
kalıyorlar. Ağ üzerindeki makina sayısı arttıkça, makina başına düşen veri
aktarım kapasitesi de düşer. Çünkü makina sayısı arttıkça, daha çok
bilgisayarın kabloya erişme ihtimali ve meşgul etme ihtimali vardır. Bir
bilgisayar veri paketi yolladığında tüm bilgisayarlara gider demiştik, işte tüm
bu bilgisayarlar collison domain/çakışma alanını oluştururlar.
|
|
|
Yukarıda solda iki
segment görüyoruz. Segment 1 ayrı bir çakışma alanı, Segment 2 ayrı. Aslında
bunlar arasında hiç bir bağlantı yok. İki farklı ağ yani. Birisi diğerine
ulaşamıyor. Segment 1 içinde A C'ye bir veri yollmak istediğinde, veri paketini
kabloya bırakıyor, veri paketi B ve C'ye ulaşıyor, B paketin kendine
gelmediğini anlıyor ve siliyor C ise paketi işliyor. Ancak bu işlem sırasında
B'de C'de meşgul durumda, tüm ağ meşgul durumda. Yani 3 bilgisayardan oluşan
bir çakışma alanı mevcut.
Sağ tarafa
bakarsak, bu segmentleri repeater ile bağlamışız. İşte bu nokta zurnanın zırt
dediği yer. A yine C'ye bir veri yollamak istesin, veri paketine C'nin adresini
yazıp, kabloya bırakıyor, bu paket B ve C'ye gidiyor, ama repeater'a da
gidiyor. Bizim salak repeater bu sinyali hoppala öbür segmente aktarıyor. Böyle
olunca veri paketi D, E ve F'ye de gidiyor ve bu 3 bilgisayarı da meşgul
ediyor. Yani A,B,C,D,E ve F'den oluşan bir collison domain/çakışma alanı
oluştu.
|
|
Ethernet
ağlarında çakışma alanındaki makina sayısı arttıkça performans düşer. Tüm
makinalar veri aktarımı yapmaya çalıştığı anda ağın sahip olduğu toplam veri
aktarım kapasitesi(10Mbit/100Mbit her ne ise) makina sayısına bölünmüş olur. |
Collision
domain/çakışma alanı bir node'un oluşturduğu trafiğin tümüne yayıldığı
segmentler grubu olarak tanımlanabilir.
Repeater'lara salak
cihazlar diyerek haksızlık etmeyelim, naapsınlar onlar sadece OSI 1. katmanda
yani fiziksel katmanda çalışmak için üretilmiş cihazlar. Gelen sinyali sadece 1
ve 0 olarak algılıyorlar ama veri paketi olduğunu ve veri paketinin üzerinde
alıcı MAC adresi olduğunu dolayısı ile paketin o segmente geçip geçmemesi
gerektiğini anlayamıyorlar.
Repeater'ların
kullanım alanlarını özetlersek;
Repeater'lar ile
ilgili son olarak iki şey belirtmek gerekiyor. Aynı ağda 4'ten fazla repeater
kullanılamaz. Bugün UTP kablolama ile yaygın olarak kullandığımız hub'lar
aslında her bilgisayar için ayrı portu olan ve koaks yerine UTP kablo için
üretilmiş repeater'lardır. Yani yukarıda sayılan tüm özellikler hub'lar içinde
geçerlidir.
Bridge'ler iki veya
daha fazla ağ arasındaki trafiği, veri paketlerindeki MAC adresine bakarak
aktarır veya durdurur.
|
|
Ethernet bridge ilk
takıldığında aynı repeater gibi çalışır. A bilgisayarı C'ye veri yolladığında,
paket B ve C'ye aynı zamanda bridge'e ulaşır. Aklen ve mantıken bu paketin D,E
ve F'ye ulaşmaması gerekir. Ancak Bridge henüz A'yı B'yi tanımaz. "N'me
lazım bi yamukluk olmasın, daha işe yeni girdik" diyerek gelen paketi
geçiririr. Ancak paketi okur ve ağdaki makinaların MAC areslerini ve dahil oldukları
çakışma alanını kaydetmeye başlar. A'nın "Çakışma alanı 1" içinde bir
makina olduğunu anlamıştır. D A'ya cevap verdiğinde, bu paket A ve C'ye aynı
zamanda Bridge ulaşır. Brigde bir bakar ki, "hoop, bu paket A'ya
gönderilmiş bir paket, A'da "Çakışma Alanı 1" içinde, ee paket'te
ordan geldi zaten, ben bu paketi "Çakışma alanı 2" ye geçirmem
arkadaş!!!" diyerek ağırlığını koyar.
|
|
Sonuç olarak bir
kaç saniye içinde tüm bilgisayarlar bir şekilde ağı kullanmış olurlar ve Bridge
tüm makinaların hangi Çakışma alanına dahil olduğunu anlamış olur.
|
Çakışma Alanı 1 |
Çakışma Alanı 2 |
||
|
Makina |
MAC adresi |
Makina |
MAC adresi |
|
A |
00 45 5D 32 5E 72 |
D |
9F 16 C6 55 4D EE |
|
B |
9F 16 C6 99 DF F1 |
E |
00 45 5D 75 D3 95 |
|
C |
9F 16 C6 85 E5 55 |
F |
9F 16 C6 DD 41 11 |
Bu tablo oluştuktan
sonra bridge her iki taraftan da gelen paketi karşıya aktarıp aktarmayacağını
bilir. Böylece ÇA1 içinde gerçekleşen bir trafik(A>C) ÇA2'yi meşgul etmez. A
C'ye veri yollarken aynı anda, D de F'ye veri yollayabilir.
Elbette A'dan F'ye
gönderilen bir paket Bridge'i geçecektir.
Bridge'lerin iki
faydası vardır. Birincisi segmentleri bağlamasına rağmen, segmentler arasında
filtreleme vazifesi görerek, gereksiz trafiği önler ve segmentlerin farklı
çakışma alanları olarak kalmasını/çalışmasını sağlar.
İkinci faydası ise
şudur: 5-4-3 kuralı denen sınırlamanın ağın tamamı için geçerli olması yerine
sadece her bir segment'in kendi içinde geçerli olmasını sağlar. 5-4-3 kuralı
ile ilgili ayrıntılı bilgiyi diğer sayfalarda bulabilirsiniz. Yukarıda bir ağa
en fazla 4 repeater takılabileceğini söylemiştik. Aslında ağda iki makina
arasında en fazla 4 repeater olabilir dersek daha doğru olur. Ancak Bridge ile
iki segmenti bağladığınızda bu kural tüm ağ için değil, segmentlerin her biri
için ayrı ayrı geçerli olur. Örneğin yukarıdaki resimde soldaki ÇA1 içinde 4
repeater olsa, sağda ÇA2 içinde de 4 tane daha repeater olabilir. Kısaca Bridge
segmentleri bağlamasına rağmen, her segmentin tek başına çalışıyormuş gibi
davranmasına imkan verir.
Ağ üzerindeki
trafiğin büyük bir bölümü unicast yani belli bir makinaya doğrudur(A>B
gibi). Ancak bazen broadcast mesajlar da olabilir. Örneğin "Ali"
isimli bilgisayara ulaşmak istediğimizde, bizim ağ kartımız tüm bilgisayarlara
gidecek "eğer bilgisayar ismin=Ali ise bana MAC adresini yolla"
şeklinde bir mesajı ağa bırakır. Bu mesaj tüm bilgisayarlara ulaşır ve Ali
ismindeki bilgisayar MAC adresini geri yollar. Bridge'ler bu sistemin
çalışabilmesi için Broadcast mesajlarını direkt olarak geçirirler.
Bridge'ler
kullanıldığında ağdaki makinalarda herhangi bir ayar yapmak gerekmez. Bridge
bir segmentten gelen ve diğerine aktarması gereken veri paketlerini, sıfırdan
oluşturup diğer segmente yollar.
Bridge gelen paketi
aynen oluşturup yolladığı için farklı paket yapıları kullanan ağları
birleştirmekte kullanılamaz (Ethetnet<->Token Ring).
Bridge çok değişik
şekillerde karşınıza çıkabilir. Ethernet repeater'a çok benzeyen ayrı bir aygıt
olabileceği gibi, üzerinde Bridge yazılımı çalışan bir bilgisayar da olabilir.
Örneğin Windows XP Pro kullanan ve birden fazla ağ kartı olan bir bilgisayar,
faklı ağlar arasında bridge olarak çalışabilir.
Bridge
kullanılırken dikkat edilmesi gereken bir nokta vardır. Birden fazla bridge
olan bir ağ'da loop yani döngü oluşabilir. Bu aynı bilgisayara ulaşmak için
birden fazla yol olması durumunda döngü oluşur ve bridge'ler bunu kontrol
edemezler.
|
|
A bir paket
yolladığında, Bridge 2 ve Bridge 3 bu paketi Bridge 1'e aktarır. Böylece Bridge
1 için her iki tarafta da A bilgisayarı varmış gibi bir durum oluşur. Bu durum
diğer Bridge'lerin de kafasını karıştırır ve paket sürekli bridge'ler arasında
dönmeye başlar yani loop/döngü oluşur. Bunun önüne geçmek için bridge'ler
kullanılırken dikkat edilmelidir. Bir çok modern bridge Spanning Tree Algorithm adı
verilen bir teknikle döngüye yolaçan bridge'i tespit edip devre dışı
bırakabilir.
Bridge'i
özetlersek;
Bridge'ler ağ
içindeki trafiği bölmede ve 5-4-3 sınırını aşmada kullanılabilir. Ancak
makinalar arasında alternatif yollar oluşturma işi ancak daha gelişmiş bir
cihazla, yani yönlendiricilerle(router) yapılabilir.
Repeater bahsinde,
UTP kablolama ile kullandığımız hub denilen cihazların aslında bir çok portu
olan ve UTP kabloya uygun yapılmış repeater'lar olduğunu belirtmiştik. Aynı
şekilde, UTP kablolamada kullanılan switch denen cihaz da kabaca bir çok portu
olan bir bridge olarak düşünülebilir.
Bu sayfalarda
ethernetin ilk dönemlerinde kullanılan 10Base5 ve 10Base2'yi inceledik. Her
ikisinde de sonlandırma ve topraklamanın nasıl olması gerektiğini gördük.
Ayrıca bugün kullandığımız hub ve switch'lerin ataları olan repeater ve
bridge'leri inceledik.
10Base5 için
müzelik olmuş derken, 10Base2 içinde bir değil, iki ayağı çukurda demek yanlış
olmaz. Yıllar önce yerel ağını kurdurmuş ve o günden beridir 10Base2 olarak
çalışan firmalara hala rastlayabileceğiniz için Thinnet'i bilmekte yine de
fayda var.
Bazı durumlarda
Thinnet hala kullanışlı da olabilir aslında. Örneğin iki bina arasında, UTP'ye
göre daha uzun mesafeyi desteklediği için 10Base2 yani koaksiyel kablo
kullanılabilir(UTP 100m, Thinnet 185m). Ayrıca dış etkenlere, sadece
elektromanyetik alanlar değil yağmur, çamur ve güneşe daha dayanıklı olduğu
için koaksiyel uygulamak bazen gerekebilir.
Eğer iki tane
10BaseT, yani 10Mbit'lik hub kullanıyorsanız, bu hub'ları hub üzerindeki bir
portu harcamadan, hub üzerindeki BNC çıkışlarından birbirine bağlayabilirsiniz.
Fakat yeni bir ağ
kurulumunda tüm bunları bir kenara bırakıp, yeni ağ kartları, hub'lar ile UTP
kurulum yapmanız en mantıklısıdır.