Giriş
Basit olarak İntranet'ler, herkese açık Internet'in açık standartlarını
kullanarak, kurumsal LAN ve WAN'lara bağlanan Web sunucular olarak
tanımlanabilir. Internet'in anarşik ve öngörülemeyen durumunun aksine
İntranet'ler, düzenli, merkezi olarak denetlenen ve güvenlik duvarları
(firewall) arkasında güvenli kılınmış sistemlerdir. Nasıl ki Internet, ekonomi
gibi çeşitli alanlarda küresel anlamda bir devrim yaratmışsa, intranet de
insanların kurumlar içindeki çalışma biçimini değiştirerek, bir iç devrim
yaratmaktadır. Bu devrim yaklaşık olarak 1994-1995'lerde başlamış olup, yavaş
yavaş organizasyonlara yayılmaktadır. Web nasıl ki dünya üzerindeki insanların
bilgiyi paylaşmasına olanak tanıyorsa, İntranet de bir organizasyon içindeki
bilgi ve özkaynakların paylaşımına imkan tanır. Bu haliyle İntranet'ler, bir
kurum içindeki evrensel "groupware" platformları olarak görev
görürler.
İntranet'ler kurumlar için son derece önemli olmalarına karşın, tek başlarına
fazla bir anlam ifade etmeyeceklerdir. Çünkü, çok ayrıntılı düşünülmüş bir
İntranet'le bile, kritik iş ortaklarıyla, tedarikçilerle, dağıtıcılarla ve
müşterilerle bağlantı kurabilmek için, ne idüğü belirsiz, nasıl davranacağı
belli olmayan İnternet'e dayanılamaz. İşte bu noktada, ortaya Ekstranet kavramı
atılmıştır. Ekstranet'te de, Internet'in özünü oluşturan TCP/IP protokol takımı
kullanılarak, karmaşık güvenlik düzenlemeleriyle, İnternet üzerinden bağlantı
sağlanır. Ekstranet'lerin özünü, bu güvenlik düzenlemeleri oluşturmaktadır.
İntranet ve Ekstranet'lerin birleşimiyle, "sanal şirket"
paradigmasına ulaşılır. Bu yeni şirket modelinde intranet, güvenlik duvarları
arkasında güvenli kılınmış bir şekilde, denetleyen bir ağ görevi görür.
İntranet mimarileri
Bir intranet:
şeklinde düzenlenebilir. Internet'e bağlı olmayan izole intranet'ler genel olarak küçük organizasyonlarda bulunur. İntranet ile Internet arasında tam zamanlı bir bağlantı yoktur; fakat, düzenli aralıklarla, çevirmeli olarak Internet'e bağlantı kurulabilir. Bu tür çalışmanın önemli nedenlerinden biri, kuruluşun güvenlik konusunda titiz oluşu olabilir.

Şekil.1: İzole intranet (Internet'e bağlantı yok)

Şekil.2: WAN tabanlı intranet
Birçok yerleşkesi olan ve güvenliğe önem veren kuruluşlar, biraz pahalı olmasına karşılık, intranet'lerini TCP/IP tabanlı WAN'lar üzerinden çalıştırabilir (şekil.2). En yaygın senaryo, intranet'in güvenlik duvarı üzerinden İnternet'e bağlanılmasıdır (şekil.3). İntranet'e uzaktan bağlananlar, kimliklerini güvenlik duvarına kanıtlamak durumundadır. Tanıtlama, ya şifre ile veya güçlü bir "onay (authentication)" teknolojisi ile yapılır. Şekil.3'deki senaryoda, Internet'e bağlı her yerleşkenin kendi güvenlik duvarına sahip olması gerekebilir. Eğer uzak ofislerde korunacak herhangi kritik bir bilgi yoksa, bu durumda güvenlik duvarı kullanımından feragat edilebilir. Şekil.3'deki durumun diğer bir özel hali, uzak ofislerin özel bir WAN ile kurum ağına bağlanması ve tüm kurumun tek bir güvenlik duvarı arkasına saklanmasıdır.

Şekil.3:
Güvenlik duvarı (firewall) üzerinden Internet'e bağlı intranet
Diğer
bir durum, verilerin kriptolanarak veya kapsüllenip tünel oluşturarak yerleşkeler
arasında, Internet üzerinden "VPN (Virtual Private Network)"
oluşturarak gönderilmesidir. Böyle bir durumda çizim şekil.3'e benzeyecektir.
Tek fark, uzak ofis ucunda da bir güvenlik duvarı bulunacaktır. VPN halinde,
İnternet üzerinden akıp giden trafik başka birisi tarafından gözlenmeye
kalkışıldığında, o kişi "ters kripto (decryption)"ya sahip değilse,
bilgiyi deşifre edemeyecektir. Fakat şu noktayı belirtmekte yarar var: Hemen
hemen tüm kripto teknikleri, bu işi yapmayı kesinlikle kafasına koymuş
"kırıcılar (hacker)" karşısında bir şekilde kırılabilirler.
İntranet'lerin Internet'e bağlanması, bu devasa ortamda, ücretsiz yazılımları
indirip deneyebilmek, başkalarının bilgilerine ulaşabilmek ve kurumun
ihtiyaçları için alışveriş yapmak için yararlıdır.
İntranet oluşturmanın stratejik yararları
İntranet, bir organizasyona çeşitli stratejik yararlar sağlayabilir. Bunlar:
İntranet'ler mevcut teknolojiden yararlanılmasını sağlarlar -
İntranet'ler orijinal olarak 1974'de geliştirilmiş olan TCP/IP iletişim
protokolünü kullanır. TCP/IP, Mac'ler, PC'ler, minibilgisayarlar ve Unix
makineleri dahil tüm bilgisayarları bir ağ üzerinde birleştirebildiğinden,
intranet'lerde mevcut donanımlar kullanılabilecektir. Buna, eski anaçatı
bilgisayar sistemleri de dahildir. Birçok yeni teknoloji, donanım terfileri
gerektirmesine karşılık, intranet'ler mevcut teknolojiden en etkin bir biçimde
yararlanır. Bu esneklik ağlar için de geçerlidir. Değişik ağlar üzerindeki
protokoller, TCP/IP'yi desteklemek üzere "geçityollarından (gateway)"
geçirilebilir. Ayrıca, eğer bir işletim sistemi TCP/IP'yi desteklemiyorsa,
paylaşım esaslı protokol "yığınları (stack)" yardımıyla destek
sağlatılabilir.
TCP/IP protokolü kendini kanıtlamış bir teknoloji olmasına karşılık, eski
olması nedeniyle bazı zayıf yanları da vardır. Güvenlik, iletim önceliği veya mesaj izleme gibi özelliklere sahip değildir. TCP/IP protokolü yıllar boyunca, devlet,
bilim ve araştırma topluluklarına güzel bir hizmet vermiştir. Buna karşılık iş
dünyası, daha hızlı işlemler, seçici güvenlik ve garantili teslim gibi daha
kritik özellikler istemektedir. Bunlardan başka, Web ve bazı en güncel
groupware uygulamaları ses, video ve gerçek zaman etkileşimli çokluortam
içeriklerinin etkin iletimini gerektirmektedir.
"Internet Engineering Task Force (IETF)", TCP/IP'nin mevcut
uyarlamasının, 2008-2018 yılları arasında adreslerinin tükeneceği öngörüsü ve
yukarıda sözü edilen ek özellikleri de katmak amacıyla, protokolün bir sonraki
uyarlaması olan IPv6'yı çıkarmıştır. IPv6, en az 50 yıl süreyle yeterli adres
kapasitesi sağlayabilecektir. Bu yeni protokol uyarlaması, güvenlik, gerçek
zaman çokluortam yeteneği ve adreslerin otomatik biçimlendirilmesi konularına
da çözüm getirecektir. Yeni versiyon, geriye doğru eski IPv4 protokolü ile de
uyumlu olacaktır.
İntranet
oluşturmanın stratejik yararları
Herhangi bir noktadan herhangi bir noktaya bağlantı- Üzerinde koştuğu
donanımsal platformdan bağımsız olarak herhangi bir Web tarayıcı, herhangi bir
Web sunucu ile konuşabilir. Web'in doğal protokolü olan HTTP(Hypertext Transfer
Protocol), normal olarak uyumsuz olan donanımsal platformlar arasında köprü
kurmaya yardımcı olur.
Çoklu veri formatları- Her ne kadar Web'in doğal formatı HTML(HyperText
Markup Language) ise de, Web üzerinden metin dosyalarına, uygulama dosyalarına
ve çokluortam nesnelerine erişilebilir. Web tarayıcı yardımıyla, yardım
sağlayan veya gözlemlemeye olanak tanıyan uygulamalar otomatik olarak
başlatılabilir.
Yazılıma yönelik en az düzeyde yatırım- Ticari Web sunucular bile pahalı
değildir. Birçoğu ya ücretsiz veya paylaşım esaslı(shareware) sağlanmaktadır.
Pazardaki şiddetli rekabet, ticari sunucuların fiyatlarını aşağı çekmektedir.
Bu şekilde organizasyonlar, bir üretici tarafından desteklenen yazılımları, hem
de düşük fiyatla elde edebilmektedir. Ayrıca, "satın almadan dene"
modeliyle sağlanan yazılımlar sayesinde, şirketler çeşitli ürünleri
İnternet'ten indirmekte ve yatırım yapmadan önce değerlendirebilmektedir.
Hızla kullanıma geçilmesi- İntranet'ler çoğunlukla, Bilişim Sistemleri(BS)
bölümlerinden bir kişi veya küçük bir grubun deneyler yapmaya başlamasıyla,
tetiklenmiştir. Bir yarım gün içinde intranet prototipleri oluşturularak,
şirketin derhal teknolojiyle deneysel çalışmalara girmesi sağlatılabilir. Bunun
için uzun uzadıya planlar ve büyük yatırımlar yapmaya gerek yoktur.
Derhal ortaya çıkan maliyet tasarrufları- Yazıcıdan yazdırılan veya
fotokopi ile çoğaltılarak dağıtılan herhangi bir bilgi, maliyet tasarrufu
sağlayacak şekilde intranet üzerine yerleştirilebilir. İnsan kaynakları el
kitapçıkları, fiyat listeleri ve çalışanların telefon numaralarının ömrü kısa
olduğundan, bunların yazıcıdan çıktısının alınması veya fotokopi ile
çoğaltılarak dağıtılması yerine, intranet üzerinden herkesin kullanımına
sunulması daha iyi bir çözüm olacaktır. Sadece bu yayınlama masraflarından
kurtulunması bile, intranet'lere yatırım yapmak için yeterli bir neden
olabilir. Geleneksel olarak basılan dokümanlara ek olarak, düzenli aralıklarla
basılan yüksek hacimli raporlar da intranet'ler üzerine yerleştirilebilir. Bu
şekilde raporlar, merkezi bir yerden kullanılabilir ve yazıcıların aşınmasından
da kaçınılmış olur. Raporlar çevrimiçi bir şekilde mevcut olduğundan, ilgili
herkez dokümanların ilgilendikleri kısımlarına bakıp, raporun tümü yerine
istedikleri kısımları yazdırabilirler.
Taze bilgi- İntranet kullanırken, güncel bilgi kolayca şirket içindeki
kullanıcılara, stratejik ortaklara ve alanda çalışan satış personeline kolayca
dağıtılıp, ulaştırılabilir. Böyle bir çalışma ortamında, uzaktan çalışanlar, en
son fiyat listelerini, teknik doküman ve diğer sıkça kullanılan materyallerin
en son versiyonunu kullandığından emin olurlar.
Standart istemci sayesinde, bakım ve eğitim masrafları azalır- Sunucu
tabanlı uygulamalar için standart tarayıcı arayüzü kullanılmasıyla, istemci
tarafındaki bakım gereksinimi azalır. Ayrıca kullanıcılar için çok az bir
eğitim gerekli olur. Çünkü tarayıcı arayüzü sezgisel bir şekilde
anlaşılabilmekte ve tüm internet/intranet uygulamaları için aynı arayüz sözkonusudur.
Stratejik teknolojilere karşı şirket içinde oluşan deneyim- Intranet'ler
sayesinde, Web sunucuların yönetilmesi, Web içeriğinin yaratılması ve TCP/IP
ile ağ oluşturulması gibi Internet teknolojilerine karşı şirket içinde deneyim
oluşur. Bu tür ayırd edici beceriler, şirket İnternet okur-yazarı haline
geldikçe, birer değerli şirket varlığı haline gelir.
Bölümlere ilişkin bilgi sağlayıcılar- Yeni bilgiler içeren bir
intranet'i ayakta tutabilmek için, her bir organizasyonel birimin, inranet'in
kendisine ait kısmını güncel tutması gerekir. Basit Web yayınlama araçları ve
uygulama eklentileri sayesinde son kullanıcılar Web üzerinden bilgiler
yaratarak güncelleyebilirler. Bilgiyi yaratan çalışanların, aynı zamanda Web
içeriğini devam ettirmekten sorumlu tutulmasıyla, bilginin ilk elden
sahiplenilmesi sağlatılmış olur.
Bandgenişliği fazlalığı- İnternet üzerinden çokluortam içeriği
sağlanabilirse de, yavaş bağlantılar nedeniyle bunun kalitesi tatminkar
değildir. Buna karşılık, 10 ila 100 MBps hatta 1000M bps Ethernet LAN'lar
üzerinde geçeklenen intranet'lerde, çokluortam uygulamalarını desteklemek daha
gerçekçi hale gelir. Örneğin, intranet'ler üzerinden çokluortam eğitimleri
yürütülebilir. Yüksek bandgenişlikli intranet'ler üzerinden ileri düzeyli Java
uygulamaları daha etkin bir şekilde yürütülebilir.
Kurumsal iletişimin ve yararlı bilgi paylaşımının iyileşmesi-
İntranet'in en büyük potansiyeli, organizasyon içindeki iletişimin iyileşmesi
şeklinde gözükür. İntranetler sayesinde oluşan bölümlerden bilgiye erişme
sinerjisi, geleneksel olarak yalıtılmış iş birimlerinin birbirleriyle
etkileşmesine yol açar ve bu da performası attırır. Örneğin bu sayede bir
şirketin üretim bölümü, müşteri servisine gelen çağrı kayıtlarını görebilir ve
bu sayede, daha iyi kalite kontrolü için hangi bileşenlere gereksinim olduğunu
belirleyebilir.
Daha önce birisinin çekmeceleri veya çalışma dolabındaki klasörler içinde
saklanan bilgiler, intranet'lerin kullanılmaya başlanmasıyla, herkesin kolayca
erişebileceği merkezi veri depolarında saklanarak, paylaşılır. Satış sunumları,
eğitim materyalleri gibi bilgilere erişilerek, paylaşılabilir. İletişimin
iyileşmesiyle, yenilikçi fikirlerin ortaya çıkışı hızlanıp artar ve bu şekilde
müşterilere daha iyi hizmetler götürülebilir.
Eski sistemlerle(legacy) tümleşim- İntranet'ler çeşitli donanımsal
platformları birbirine tümleştirmenin yanında, çeşitli yazılım sistemlerine
grafiksel önyüz olarak kullanılmıştır. Anaçatı arayüzleri artık, az bir çabayla
terfi ettirilebilir. Java ve benzeri diğer programlama dilleri kullanılarak
veritabanları Web kullanıcıları tarafından sorgulanarak, raporlar üretilebilir
ve otomatik olarak Web'den yayınlanabilir.
Kullanıcılar arasında daha iyi bir işbirliği ortamı- İntranet tabanlı
tartışma grupları, proje toplantılarına ek bir araç olarak hizmet edebilir.
Sohbet grupları, şirketin hiç umulmayan bir bölümünden diğer başka bir bölümüne
yeni fikirlerin akışına önayak olabilir. İntranet'ler, Lotus Notes gibi özgün
"groupware" uygulama yazılımlarına göre daha az pahalı, daha kolay
kurup çalıştırılabilen alternatif platformlar olarak görülmektedir. Eğer bir kurum içinde değişik donanım platformları, ağ üzerinde değişik protokoller
mevcutsa, böyle bir ortamda işbirliği içinde çalışmayı gerçekleştirebilmek
zordur. Buna karşılık TCP/IP, tüm sunucu kategorilerine erişebilecek yegane
protokoldür. Aksi halde daha zor bir yol izlenerek, örneğin bir Novell sunucu
ile bir UNIX sunucu ararsında arayüzler oluşturmak gerekecektir. Birçok durumda
intranet'ler groupware çözümleriyle karşıkarşıya gelerek onlarla rekabet
ederken, bazı hallerde de birbirlerini tamamlarlar. İntranet çözümlerinde,
diğer Groupware ürünlerinde karşılaşılan(Lotus Notes, Groupwise, Exchange)
veritabanı tümleşim standardı ve replikasyon yetenekleri eksiktir. Örneğin,
dağılmış intranet sunucuları mevcutsa, veri otomatik olarak sunucular arasında
güncelleştirilemez. Groupware ürünlerinin bilgi ve doküman paylaşım yetenekleri
daha gelişmiştir. Bir de, Web sunucuların güvenlik sorunu hala gündemin en ön
sırasında yer almaktadır.
Buna karşılık, intranet ve groupware ürünleri arasında doğal bir yakınsama
izlenmektedir. Groupware üreticileri ürünlerine, TCP/IP ve internet yetenekleri
katarak yeni versiyon ürünler çıkarırken, intranet üreticileri de TCP/IP
uygulamalarına groupware özellikleri katmaya başlamıştır.
İntranet üzerinde, "yayınlama" uygulamaları göreceli olarak kolay bir
şekilde gerçeklenebilirken, veritabanı bağlantılı etkileşimli uygulamalar daha
dikkatli bir şekilde tasarımlanmalıdır.
İntranet evrimi
İntranet'ler, basitten daha karmaşık(işler açısından daha kritik) uygulamalara
doğru bir gelişim göstermektedir. Tablo.1'de, intranet gelişiminin aşamaları
listelenmiştir.
|
1. aşama |
Bilgi yayınlama |
Kağıttaki
bilgiler şirket intranet'i üzerine taşınır. Bu tür bilgiler, şirket için
önemli bilgi kaynakları olarak görülür. |
|
2. aşama |
Etkileşim |
Eski
veritabanları ve yazılım sistemleriyle(ERP gibi) etkileşen intranet
uygulamaları geliştirilir. |
|
3. aşama |
Ekstranet: intranet e-ticaret tümleşimi |
Müşteri
ve tedarikçiler, ekstranet'ler yardımıyla siparişlerini girebilirler. Bu
siparişler, daha sonra mevcut yazılım sistemleriyle(ERP) işlenir. |
Tablo.1: İntranet gelişiminin aşamaları
İntranet'ler
için yatırımın geriye dönüşü(ROI)
İntranet'ler için yapılan ROI çalışmaları pozitif neticeler vermiştir.
İntranet'lerin gerçeklenmelerinin kolaylığı, projeye başlama maliyetlerinin
düşüklüğü nedeniyle, intranet projeleri için yönetimden alınması gereken bütçe
onayları öyle büyütülecek miktarlarda olmaz. Yapılan bir anket çalışmasında,
projelerin %64'üne, maliyet analizi yapılmadan girişildiğini ortaya
çıkarmıştır. Pazar araştırma kuruluşu META Group, intranet projeleri için
yıllık ortalama %38'lik bir ROI sağlandığını ortaya çıkarmıştır. Buna karşılık,
eski sistemler veya ERP gibi yazılım sistemleri ve ekstranet'lerle yapılan
arabağlaşımlar, daha karmaşık intranet uygulamalarıdır ve daha dikkatli
planlama yapılmasını gerektirir. Bu tür uygulamalar daha maliyetli olmasına
karşılık, ROI değerleri de daha yüksektir. Tablo.2'de çeşitli intranet
uygulamalarında sağlanan ROI değerleri görülmektedir.
|
İntranet uygulamasının tipi |
ROI(%) |
|
2000 yılı sorunu |
21 |
|
Yayınlama |
27 |
|
Sipariş yönetimi |
39 |
|
İşbirliği |
40 |
|
Ticaret |
44 |
|
Müşteri hizmeti |
47 |
|
Envanter yönetimi |
53 |
|
Veritabanı erişimi |
68 |
Tablo.2: Farklı intranet uygulamalarında elde edilebilen ROI değerleri(META Group)
İntranet Pazarı
İntranet'ler büyük kuruluşlarda daha hızla kabul görmektedir. Bunun nedeni
açıktır. Büyük kuruluşlarda, bölüm ve grup sayıları orta ve küçük ölçekli
şirketlere göre çok daha fazla olduğundan, organizasyonun içinde bilgi
adacıkları oluşmuş durumdadır. Ayrıca, bölümler arası iletişim kopuktur. Bunun
temel nedenleri, farklı sistemlerin birbirleriyle uyumsuzluğu ve orta/küçük
işletmelere göre ölçek farklılığıdır. İntranet'lerin kurulumu ile, bilgi
paylaşımı tüm kuruluşa yaygınlaştırılabilir ve bölümler arası işbirliği artar.
İntranet sunuculara yönelik potansiyel pazar, dış Web sitelerine yönelik sunucu
pazarından çok daha fazladır. Tahminlere göre, şirketler her bir dış Web sunucu
başına 10 ila 20 intranet sunucu kurmaktadır. Netscape firmasına göre, bu oran büyük kuruluşlarda bire elli gibi yüksek oranlara ulaşmaktadır. Netscape'in toplam
cirosunun %75'ini intranet'lerle ilişkili satışlar oluşturmaktadır. Zona
Research araştırma kuruluşu da, satılan tüm Web sunuculardan yaklaşık olarak
%79'unun kurum intranet'lerinde kullanıldığını belirtmektedir.
1997'lere kadar kullanılan Web sunucuların %70'ini ücretsiz sağlanabilen
ürünler oluşturmaktaydı(Apache Server). Son yıllarda, Windows NT'ye dayalı
sunucular atağa geçmiştir. İntranet kullanıcıları ürünlerden, en son HTML
versiyonlarını desteklemesini, otomatik olarak terfi edilebilmesini, aynı anda
birçok Web tarayıcı istemcilerine hizmet verebilmesini, kurumsal veritabanına
erişim ve tümleşimi, farklı düzeyde kullanıcılarla başedebilmek üzere güvenlik
özellikleriyle donatılmasını, Web sunucunun kullanımı ve yönetimi hakkında
istatistikler raporlar sağlamasını beklemektedir. Bu tür konular sürekli bir
desteği gerektirmekte ve genel olarak ücretsiz bazda
sağlanan("freeware") yazılımlarla yerine getirilememektedir. Bu
etkenler ticari ürünleri ön plana çıkarmaktadır.
Temel Ekstranet Kavramı
Ekstranet'ler, bir şirketin intranet'i ile yetkili kılınmış iş ortakları arasında iletişim düzenlemeleri yapılmasına olanak tanır. İş hareketlerinin etkin yönetimi açısından, her bir iş ortağı grubu için ayrı bir ekstranet yaratılmalıdır. Sonuç olarak, yetkililendirilmiş iş ortakları, denetleyici rol oynayan intranet'e ekstranet'ler üzerinden güvenli bir biçimde ulaşmış olur. İş hareketleri İnternet üzerinde oluşur ve intranet'in güvenlik duvarına erişinceye kadar kriptolanmış durumda kalırlar. Bu şekilde, ticari sırların yattığı hareketlere üçüncü şahısların erişmesi engellenmiş olur.

Şekil.4: Ekstranet temel kavramı
Ekstranet'ler
intranet'lerin mantıksal uzantılarıdır. İntranet'lerin sağladığı gizlilik ve
güvenlik ile, İnternet'in sağladığı küresel erişim olanağını üzerlerinde
birleştirirler. Bu şekilde, kurum dışındaki iş ortakları, tedarikçiler,
müşteriler ve distribütörlerin kurumsal ağa erişmesi sağlanmış olur.
Ekstranet'ler, işletmeler arası iletişim kavramına yeni bir boyut
getirdiğinden, ekstranet e-ticareti mümkün kılan teknoloji olarak görülmelidir.
Burada kastedilen e-ticaret, işletmeler arası ticaret olup, "İşden işe
ticaret(B-2-B: Business-to-Business)" terimi de bu şekilde literatüre
girmiştir. Şekil.4'de görülen, "tüketici" veya sonkullanıcı grubu
ise, "İnternet IP" yardımıyla alışveriş işlemlerini
gerçekleştirecektir. Bu tür e-ticaret ise, "işden-tüketiceye (B-2-C:
Business-to-Consumer)" terimi ile anılmaktadır.
Ekstranet'ler e-ticarete olanak tanımaları yanında, aynı zamanda kurumsal WAN
bağlantıları için de bir alternatif yaratırlar. Bu tür uygulamalarda yavaş
yavaş kullanılmaya başlanan VPN'ler(Virtual Private Networks), ekstranet'lerin
güvenli biçimleridir. VPN'ler, küresel bağlantı sağlamak üzere, altyapı olarak
İnternet'i ve "tünel oluşturma" protokollerini kullanır.
Ekstranet pazarı
Gartner Group'a göre ekstranet'ler, 2001 yılında B-2-B e-ticaretin %80'inini
oluşturacaktır. B-2-C ticaretin %40'ının da ekstranet'ler üzerinden
yürütüleceği öngörülmektedir. Batı ülkelerinde, başlıca telekomünikasyon
taşıyıcı şirketleri ve ISS'lerin özel kurumsal ekstranet servisleri vermeye
başlamıştır. Bu servisler VPN'ler aracılığıyla yürütülmekte ve ayrıntılı
performans gözlemleme sistemleri ile denetlenmektedirler. Pazar araştırma
kuruluşu Killen & Associates'e göre, intranet ve ekstranet yazılım, donanım
ve servisleri pazarı 1997 yılındaki 7.76 milyar USD'den 2000 yılında 20 milyar
USD'ye artması beklenmektedir.
Ekstranet'ler sayesinde "etkileşimli kurum" kavramı gerçek olmaktadır
Büyük, çok uluslu şirketler, işlerini yürütebilmek için, uzayıp giden kurumsal
LAN'lar, WAN'lar ve özel şebekeler(ağlar) oluşturmuşlardır. Bu ağlar, genel
kullanım açısından oldukça maliyetlidir. Internet'in hızlı büyümesi ve dünyanın
her tarafına yayılmasıyla Bilişimciler, ağ oluşturma ve iletişim kurma
kavramına bambaşka bir gözle bakmaya başlamışlardır.
İnternet, iletişim altyapısı için düşük fiyatlı bir alternatif sunmaktadır. İş
ilişkileri pekala bu altyapı üzerinden yürütülebilir. Her ne kadar,
"güvenlik" ve "bandgenişliği" iki önemli sorun olarak
gözükmesine karşılık, herkes artık bu konuların bir şekilde zaman içinde
çözüleceğine dair ikna olmuş gözükmektedir. Özellikle Telekom ve ISS şirketleri
güvenli ve hızlı bir İnternet ortamı oluşturabilmek için epey bir mücadele
vermektedir. Nedeni ise, kendileri için muazzam gelirler vaadetmesidir.
Mevcut İnternet altayapısı üzerinde oluşturulacak başarılı bir ekstranet, çok
uluşlu şirketleri, "sanal etkileşimli bir kurum" gibi çalışabilme
idealine yaklaştıracaktır. Bu, iş dünyasında yeni bir paradigmayı temsil
etmektedir. Birçokları bu paradigmayı, e-ticarette ulaşılacak son nokta olarak
görmektedir. Böyle bir çalışma ortamında, herhangi bir organizasyon, coğrafi
konumundan bağımsız olarak, herhangi bir pazar fırsatından yararlanabilecek ve
hızlı bir şekilde müşterilerin özel isteklerine uyan, isteğe bağlı ürün veya
hizmetler sunabilecektir.
İşlerin İnternet üzerinden yürütülmesi ve E-ticaret
E-ticareti en hızlı benimseyen sanayi dalı, yayıncılık olup, gazete, dergi ve
kitap yayıncılarını ve elektronik olarak indirilebilen yazılım, müzik, video ve
diğer ürünleri kapsar. Yayıncıları izleyen diğer endüstriler, eğlence, üretim,
finans, sağlık ve ticarettir.
E-ticaret konusunda her kafadan bir ses çıkmakta ve bu konuya uzak duranların
iş dünyasından silinip gideceği söylenmektedir. Her ne kadar, bu tür iddialar
biraz abartılı ise de, gerçeği de yansıtmaktadır. Bazı işler açısından,
ekstranet kullanımı beklenilen getiriyi sağlamayabilir. Bu nedenle, ekstranet
ve e-ticaret konusuna girmeden önce, muhakkak "gereklilik analizi"
yapılmalıdır. Pazar araştırma kuruluşlarının E-ticaretten bekledikleri gelir
öngörüleri de birbirinden oldukça farklıdır. 2000 yılında, Dataquest firmasının
gelir tahmini 56 milyar USD iken, Forrester Research 117 milyar USD, IDC
Research 94 milyar USD ve Jupiter Communications de 16 milyar dolayında gelir
tahmini yapmaktadır.
E-ticaret'i harekete geçirmek üzere, medyadaki reklamlarla(reklamların büyük
kısmı arama motorları ile yapılmaktadır) büyük bir çaba içine girilmesine
karşılık, şirketler beklentilerinin bir anda gerçekleşemeyeceğini görmüşlerdir.
İlgili Web sitelerine yerleştirilen linkler, hiperlinkler, çeşitli siteler
arasında yapılan değiştokuş anlaşmaları, sohbet odalarında, forumlarda,
İnternet topluluklarında, radyo ve TV'de yapılan promosyonlara rağmen,
tüketicilerin yürüttüğü e-ticaret etkinlikleri, geleneksel mağaza, süpermarket
veya hipermarketlerden yapılan alışverişlere göre cılız kalmıştır. Bunun
üzerine şirketler mevcut teknolojileri derhal, şirket içinde(intranet) ve diğer
iş ortaklarıyla(ekstranet) işlerin yürütülmesinde kullanarak daha yüksek getiri
sağlayabilecekleri sonucuna varmışlardır.
Ekstranet'lerle sağlanabilecek maliyet azalmaları
Şirketler arası işlerde, pahalı ve özgün "EDI(Electronic Data
Interchange)" veya "VAN(Value Added Networks)" gibi servisler
kullanılacak yerde, aynı işlemler ekstranet'ler üzerinden yürütülebilir.
Günümüzde, EDI servisi Internet üzerinden çalıştırılmaktadır.
Ekstranet kullanımı ile sağlanabilecek tasarruflar yabana atılır cinsten
değildir. IDC araştırma kuruluşunun yürüttüğü çalışmanın sonuçlarına göre, 1000
tane uzak çalışanı(veya ofisi) olan bir şirket, geleneksel WAN'lar yerine
ekstranet kullanımına giderek yılda 1 milyon USD tasarruf yapabilmektedir.
Ayrıca, ISS erişim maliyetleri de en iyi alternatif iletişim ortamına göre %50
daha ucuz olmaktadır. İnternet altayapısı zaten mevcut olduğundan, yatırım
bedelleri de az bir seviyede kalmaktadır. Ekstranet işlemleri "dışkaynak
kullanımı" ile(ISS'lerle) çözülebileceğinden, ağ yönetim maliyetlerinde de
düşüş olacaktır.
Ekstranet yatırımlarının geriye dönüş süresinin kısa olduğu görülmektedir.
IDC'nin 100 tane ekstranet kullanıcısı arasında yaptığı bir anket çalışmasında,
ankete katılanların %52'si geriye dönüşün(ROI) 3 aydan daha kısa bir sürede,
%8'i 3 ila 6 ay içinde ve %20'si de 6 aydan daha uzun bir sürede
gerçekleştiğini belirtmiştir.
Ekstranet gerçekleme basit bir iş değildir
Etkin bir ekstranet gerçeklenmesi, şirket ile iş ortakları arasında etkin bir
koordinasyonu gerektirir. Eski sistemler(legacy systems), veritabanları ve
diğer kurum kaynakları, dışardan erişelebilecek şekilde birbirine bağlanmalı ve
yetkisiz kişilerin erişimine karşı korunmalıdır. Projenin başarısının, kurumun
duyarlı verilerinin, intranet'ten yetkili kılınmış iş ortaklarına doğru güvenli
bir biçimde iletilmesinde yattığı unutulmamalıdır. Yürürlüğe konan aşırı
güvenlik önlemleri, ekstranet performansını düşürebilir. Bu durumda, ROI
hesaplarını boşa çıkaran, ek cihaz yatırımları yapılmak zorunda kalınabilir.
Güvenlik konusu, yetkilendirme (authorization), kullanıcı onayı(authentication)
ve veri kriptolama gibi konularla yakından ilgilidir.
Başarılı bir ekstranet geliştirebilmek için, güvenlik duvarı, "merchant"
sunucular, yönlendiriciler(routers), geçityolları (gateways), VPN gibi
teknolojiler hakkında bilgi sahibi olmak gerekmektedir. Özellikle ISS'lerin de
el attığı VPN ve "tünel oluşturma" teknolojisi, ekstranet için büyük
potansiyel oluşturmaktadır. Her ne kadar ekstranet, kurum içindeki IP
teknolojisini güvenlik duvarlarının dışına taşımak gibi gözükse de, iş dünyası
açısından konuya bu kadar basitçe yaklaşılmamalıdır. Ekstranet'lerin, mevcut
bir şirketin iş yapma biçimini de kökünden değiştireceği görülerek, bu değişim
iyice kavranılmalıdır.
İntranet/ekstranet'lerin
istemci/sunucu(C/S) sistemleri üzerindeki etkisi
PC
teknolojisi ile beraber, "istemci/sunucu(Client/Server) bilgiişlem"
olarak adlandırılan bir teknoloji ortaya çıkmıştır. Bir C/S sisteminde, her
bilgisayar işlemin bir parçasını üstlenir. Bu şekilde, sistem özkaynakları
etkin bir şekilde kullanılmış olur. C/S bilgiişlem yandaşları, C/S sistemleri
daha az maliyetli olacağını, daha az bakım ve eğitim gerektireceğini belirterek
eninde sonunda anaçatı(mainframe) sistemlerin yerini alacağını iddia etmelerine
rağmen, bu durum zaman içinde gerçekleşmemiştir. Araştırma kuruluşu Gartner
Group'a göre, şirketlerin C/S sistemlerinin yönetimine yönelik Bilişim
Sistemleri(BS) harcamaları, anaçatı sistemlerin yönetimine yönelik BS
harcamalarından 2.5 kat fazla olmuştur. Sentry Market Research'ün C/S
projelerine yönelik yürüttüğü beş yıllık çalışma sonucunda da, bu projelerin
daha uzun sürdüğü ve öngörülenden daha pahalıya çıktığı ortaya çıkmıştır.
Ayrıca, bu sistemlerin beklenilenin aksine, iyi ölçeklenemediği ve son
kullanıcılara önemli oranda eğitim verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
C/S sistemlerinin beklentileri boşa çıkarmış olmasının nedenleri neler
olabilir? C/S sistemleri gerek istemci gerekse sunucu tarafında önemli
geliştirme çabaları gerektirmektedir. Hiçbir standart oluşturulmadığı için, her
bir uygulamanın ayrı bir kullanıcı arayüzü olmakta, bu ise kullanıcı tarafında
fazladan eğitim verilmesini gerekli kılmaktadır. Standartlara dayalı Web
teknolojisinin ortaya çıkışından sonra, konu büyüsü bozulan C/S sistemleri
sonucu ile birlikte düşünülünce, birçok analist ve araştırmacı Web'in C/S'in
yerini alabileceğini düşünmeye başlamıştır.
Fakat zaten Web, basit olarak standartlara dayalı bir C/S mimarisidir. Web'in
C/S uygulamalarına göre, ek geliştirme yapmaksızın çok çeşitli istemci ve
sunucuları tümleştirebilme ve bunu daha düşük maliyetle gerçekleştirebilme
avantajı bulunmaktadır. Eğitim gereksinimleri de azalır çünkü, Web tarayıcılar
kullanımı kolay, standart bir arayüz olanağı sağlamaktadır. İnternet'in yayılma
hızına bakılacak olursa da, Web teknolojisinin gayet iyi bir biçimde
ölçeklenebildiği söylenebilir.
Web'in de, bir programlama ortamı olarak kendine göre sorunları vardır. Web'in
doğal protokolü olan HTTP, "durumsuz(stateless)" dur. Her bir sayfa
isteği, kendine özgü tek bir olaydır. Kullanıcının açtığı oturumların bilgisi
tutulmamaktadır. HTTP'nin durumsuz olmasının pozitif tarafı, kullanıcıların
sunucuyu meşgul etmeden Web sayfalarını ekranlarında istedikleri kadar öylece
tutabilmeleridir. Programlama açısından Web, bir sayfadan diğerine doğru
dolaşan bir kullanıcı hakkında hiçbir şey hatırlayamaz. Eğer kullanıcının
davranışları hakkındaki bilgilerin izlenererek saklanması istenirse, bunun gerçeklenmesi
programlayıcıyı zorlayacaktır. Fakat, bu ve diğer kısıtlamalarına rağmen,
Web'in sağladığı üstünlükler çok daha fazladır ve bu kısıtlamaları gidermek
üzere çeşitli Web geliştirme araç ve teknikleri bir bir çıkarılmaktadır.
Eğer Web tarayıcı küresel bir istemci halini alırsa, bakım ve yönetim işlemleri
de tekrardan merkezi ve sunucu tabanlı hale gelmiş olur. Buna karşılık, çeşitli
Web tabanlı ürünler, istemciye bir bileşen eklenmesini(add-in client) gerekli
kılabilmekte veya sadece tek bir Web tarayıcı ile çalışabilmektedir. Bu ise,
bizi küresel(üniversal) tarayıcı arayüzü sağlama hedefinden uzaklaştırmaktadır.
Web uygulamalarının tam anlamıyla yarar sağlayabilmesi için, bakım ve yönetim
işlemleri tümden sunucuya yüklenmelidir. Java gibi sunucu tabanlı uygulama
geliştirme ortamları, kodu sunucu üzerinde saklar ve yürütmek üzere istemciye
indirir. İşte bu tür ortamlar, Web'den gerçek yararın sağlatılmasına hizmet
edecektir. Etkin bir İntranet ve ekstranet uygulama geliştirmede temel konu,
istemcinin basit tutulmasıdır. Özetle, intranet veya ekstranet'ler, C/S
sistemlerin gerçeklemeye çalıştığı, "verinin, herhangi bir zamanda ve
herhangi bir yerde, herhangi bir kişiye sağlanması" sözünü, gerçeğe
dönüştürmüşlerdir. Web veya intranet üzerindeki veri, sunucu üzerinde bir kere
değiştirildiğinde, güncelleştirilmiş bilgiler derhal tüm kullanıcıların
hizmetine sunulmaktadır.
Bu arada, Alman SAP AG(ERP yazılımı üreticisi) gibi şirketlerin tümüyle C/S
mimarisinde geliştirilmiş yazılım uygulamalarının bir gecede Web tabanlı hale
getirilmesi beklenmemelidir. Bunun yerine, bu tür şirketler işe ilk önce Web
tarayıcıyı, yazılımları için bir ön arayüz olarak kullanarak başlayacaklardır.
Daha sonraki aşamada ise, yazılımlarını tümüyle Web tabanlı hale getirmek
üzere, yeni baştan kod yazacaklardır.
Eğer intranet veya ekstranet uygulamaları geliştirilirken, akıllıca
davranılarak, standart olmayan istemcilerden(tarayıcı) kaçınılırsa, C/S
sistemlerin sözünü verdiği, daha düşük gerçekleme maliyetleri ve daha az
karmaşıklık hedeflerine ulaşılabilir. C/S mimarisine yatırım yapmış kuruluşlar
ise, mevcut yatırımlarından sonuna kadar yararlanmak uğruna, olabildiğince
yazılım uygulamasına Web tarayıcı arayüzü ile ulaşabilme özelliği katmalıdır.
Olayın en güzel yanı ise, eski anaçatı bilgisayar sistemlerinde koşan
uygulamalarla kolayca, arabağlaşım yapılabilmesidir. Yani eski sistem
sahipleri, mevcut donanım ve yazılım yatırımlarını koruyarak yola devam
edebilirler.
İntranet'i kullanan öncü kuruluşlar ve kullanım alanları
Lockheed Martin'de İnternet kullanımı 1994 yılında başladı. Şirket içinde,
internet üzerinde karşılaşılan "FAQ(Frequently Asked Questions)"
mantığında dosyalar, yeni teknolojilere yönelik dokümantasyon olarak
kullanılmaya başlanmıştır. Kullanıcı arayüzü olarak Mosaic kullanılarak,
CGI(Common Gateway Interface) betikleri (script) yardımıyla eski sistemlerle
etkileşim gerçekleştirilmiştir.
US West'in "Global Village" adlı intranet'i mayıs 1994'de
gerçekleştirilmiştir. US West'de intranet ilk önce, paylaşılan bilgiye erişim
amacıyla yayınlama aracı olarak kullanılmıştır. Şirketin tüm dokümanları Global
Village üzerinde bulunmakta ve toplantı odalarının rezervasyonu intranet
üzerinden yapılmaktadır. Ayrıca şirket intranet'i üzerinde çalışanların bir
hakem eşliğinde kullanabileceği, "Rumor Mill" adlı bir tartışma grubu
sağlanmıştır. Ayrıca çalışanlar, intranet üzerinden insan kaynakları
bilgilerine ulaşabilmektedir.
Sun Microsystems, ilk intranet'ini daha henüz Web sitelerini kurmadan önce 1993
yılında şirket içinde kurarak kullanmaya başlamıştır. Sun intranet'I, 44
ülkedeki binlerce çalışanına hizmet vermektedir. Sun'ın intranet'I, yazıcıdan
çıktı alma, işleme ve postalama maliyetlerini ve ayrıca şirket içindeki e-posta
trafiğini de azaltmıştır. İntranet üzerinden en güncel şirket organizasyon
şemalarına, mühendislik çizimlerine, teknik belgelere ve şirket raporlarına
erişilebilir. Şirket içindeki harcamalar intranet üzerinden izlenmektedir. Sun
Microsystems ayrıca, intranet üzerinden kullanıcı masaüstlerine çokluortam içeriği
göndermektedir.
Silicon Graphics, Inc.'nin "Silicon Junction" adlı intranet'i 250
adet intranet sunucu üzerinde kurulu olup, dünya üzerine dağılmış 1000 ofisteki
çalışanları ortak bir platformda birleştirir. İntranet, çalışanların emeklilik
işlemleri, satın almaların takibi gibi işlerde kullanılmaktadır. İntranet
üzerinde bölümlere ilişkin sayfaların yanında, kişisel Web sayfaları da teşvik
edilmektedir. IDC pazar kuruluşu, SGI'ın intranet'den elde ettiği ROI kazancını
incelemiş ve %1427 'lik bir kazancın elde edildiğini ortaya çıkarmıştır. SGI'ın
intranet yatırımları, sağlanan tasarruflarla 2 ayda karşılanmıştır.
Bilişim Sistemleri Bölümlerinin İntranet ve Ekstranet'ler üzerindeki rolü
Aslında, iyi tasarımlanmış bir intranet veya ekstranet üzerinde, kurumun
Bilişim Sistemleri Bölümünün rolü çok fazla değildir. Organizasyonun
büyüklüğünden veya kullanıcı sayısından bağımsız olarak, BS bölümünün bu iş
için ayırması gereken personel sayısı, 10'un altında tutulabilir. Örnek vermek
gerekirse, Kaiser Permanente'de 120 kişilik BS bölümünden üç kişi,
HarperCollins'de 200 kişilik BS bölümünden yedi kişi ve SGI'da 350 kişilik BS
bölümünden beş kişi, intranet sisteminin bakım ve yönetimi için ayrılmıştır.
Hatta bazı şirketlerde, intranet çalışmaları BS bölümünün inisiyatifi dışında
başlayarak, büyümekte ve şirket içine yaygınlaşmaktadır. Durum aynen
1980'lerde, PC'lerin masaüstlerini işgal ederek, anaçatı sistemlerinin tahtını
sarsmasına benzemektedir. Fakat doğrusu, BS bölümünün organizasyon içinde
intranet'in büyüyüp, serpilmesine önayak olması, zamanla ağ üzerindeki
bandgenişliği gereksiniminin planlanması, güvenlik konularına kafa yorulması,
etkileşimli uygulamalar geliştirilmesi ve eski sistemlere bağlanarak bilgilere
erişim gibi konularda çalışmalar yapmasıdır. Şirket intranet'i, şirket içindeki
en stratejik bilgi kaynağı haline geleceği için, çalışmalara BS bölümünün yön
vermesi en mantıklı yaklaşımdır.
Bu arada diğer bölümler, intranet için içerik yaratılmasına ve sık sık
güncellenmesine odaklanmalıdır. İçeriklerin intranet'te yayınlanması
gelişigüzel bir şekilde yapılmamalıdır. Her bölümün içeriği, bölüm içindeki bir
düzeltmen grup tarafından düzeltildikten sonra intranet'ten yayınlanmalıdır. Bu
grubun işlevi, sansür koymak değil, basit anlamda format, gramer kuralları ve
terminoloji açısından kontrol olmalıdır. İçerik yaratılarak, sık sık
güncellemeler yapmak, belki de intranet'in teknik altyapısını oluşturmaktan çok
daha zorlayıcı bir konudur. Şirkette, "bilgi tabanlı" çalışma kültürü
oluşmamışsa, bu iş deveye hendek atlatmak kadar zor olacaktır.
Intranet
ve ekstranet'lerin altyapısını oluşturan teknolojiler
Daha önce de belirttiğimiz gibi, intranet ve ekstranet'lerin temelini,
tarayıcı(browser) ve sunucu oluşturur. İletişim, İnternet üzerinde olduğu gibi
TCP/IP protokolü ile yürütülür. Tipik olarak tarayıcı, istemci makinası
üzerinde koşar. Web sunucu, normal olarak daha güçlü bir makinadır. Buraya
kadar söylenilenler, klasik C/S paradigmasından başka bir şey değilidir.
Tarayıcı, çoğunlukla veriye erişmek üzere bir işlem etkinliği başlatır ve
sunucu bu isteğe bir şekilde yanıt verir.
İntranet, ekstranet ve Internet üzerindeki başlıca sorunlardan biri olan
güvenlik konusu, Web sunucuların çoğunun SSL'i(Secure Socket Layer)
desteklemesiyle biraz olsun hafiflemiştir. SSL, API(Application Programming
Interface) seviyesinde güvenlik sağlar. Diğer bir yaklaşım, güvenli
HTTP'dir(SHTTP). SHTTP'de, hareketler(transactions) kriptolanarak güvenli
kılınır. Ayrıca, tarayıcı trafiği de kriptolanarak, bir düzey daha güvenlik
sağlamak mümkündür.
Diğer potansiyel bir sakınca, işlem sorumluluklarının sunucu üzerinde
yoğunlaşmasıdır. Bu nedenle, örneğin düşük seviyedeki etkinlikler için yeterli
olan CGI veya PERL betik dilleri(scripting language), uygulamaların ölçeğinin
artmasıyla performans sorunları yaratır. Eğer uygulamalara ilişkin işlemlerin
bir kısmı istemci tarafına atılabilirse, performans sorununun bir kısmı
çözülebilir. Bu durumda da, "çapraz platform uyumluluğu" sorunu
başgöstermektedir.
Çapraz platform uyumluluğu konusu, Java programlama dili ile bir ölçüde
çözülmüştür. Geliştiricilerin yazdığı Java program parçaları(applet'ler),
"yorumlanan modda" koşarak, makinadan bağımsız bir yaklaşım
oluşturmaktadır. Her platform, "sanal makina-nötr kodu(virtual machine-neutral
code)" ile koşmaktadır. Java applet'leri istemci tarafında koştuğundan,
sunucunun yükünü de hafifletmektedir. Bu durumda ortaya çıkan çalışma ortamı,
ne "zayıf istemci(thin client)" ne de "şişman istemci(fat
client)" olmakta, sunucu ile uyum içinde çalışan bir istemci olmaktadır.
Yürütülebilir bir kod haline gelmeden önce Java'nın, yorumlanabilir bir kod
olması nedeniyle performans biraz düşer. Yılların BASIC dili de yorumlanabilir
bir dil idi. Bu tür diller, hedef platform tarafından yürütülebilir(veya
koşturulabilir) koda dönüştürülen, sanal makina dilleridir. Sağlanılan yarar
ise, evrenselliktir. Performansı arttırabilmek için, applet'leri anında
yürütülebilir koda dönüştüren "JIT(Just-In-Time)" derleyiciler
çıkarılmıştır. Fakat performans sorununun kökünden çözüldüğü söylenemez.
Java ile ilgili bir diğer sorun, çeşitli üreticilerin çıkardığı özgün
"uzantılar (extensions)"dır. Bunların sonucu olarak, Java'nın çeşitli
uyarlamaları ve türleri ortalıkta dolaşmaya başlamıştır. Bu tür sapmalar,
Java'nın geliştiricisi Sun Microsystems şirketince önlenmeye çalışılmaktadır.
İntranet ve ekstranet'lerle ilintili, sözü edilmesi gereken iki önemli
araç/standart, Microsoft'un "COM(Common Object Model)" ve
"OMG(Object Management Group)"nin CORBA sıdır. COM ve CORBA, dağıtık
nesne bilgiişlemin temel taşlarındandır. CORBA ile, bir nesne ve onun ilintili
işlevleri, dağıtık ortam içindeki tüm uygulamalar tarafından hazır olarak
kullanılabilir. Buna karşılık COM sadece tek bir platform üzerinde çalışır. OMG
konsorsiyumu, COM ve CORBA arasında köprü oluşturmuştur.
COM, tekil kullanıcılara ve onların bireysel bilgiişlem aygıtlarına odaklanan
bir dizi teknolojiyi destekler. Bu arada Microsoft sonradan,
"DCOM(Distributed COM)" u çıkarmıştır. Microsoft da, OMG
konsorsiyumunun bir üyesidir. COM/DCOM teknolojileri "OLE(Object Linking
and Embedding)" servislerini içerir. Bu servisler, dokümanların birlikte
işlenmesini, sürükle ve bırak yeteneklerini ve veri aktarımını kapsar. Bu
servisler başlangıçta, "OLE kontrolleri" olarak anılıyordu. Bunlar
şimdi, Internet' uyarlanmış olup, "ActiveX Kontrolleri" olarak
adlandırılmaktadır. ActiveX, intranet ve ekstranet geliştirme çalışmalarında
Java'nın başlıca rakibidir. Bu arada Microsoft, Java'nın çapraz platform
uyumluluğu konusundaki üstünlüğünü görerek, Java'yı destekleme kararı almıştır.
Özgün bir teknoloji olan ActiveX intranet ortamlarında sorunsuz
kullanılabilirken, ekstranet ve İnternet uygulamalarında tüm platformları
destekleyen Java'ya yönelmek daha olurlu bir yaklaşım olacaktır.
İntranet ve ekstranet'ler yaygın olarak UNIX ve Windows NT işletim sistemleri
üzerinde koşacaktır. Bilindiği üzere UNIX, Internet'in koştuğu orijinal işletim
sistemidir. Microsoft'un NT'ye TCP/IP desteği eklemesiyle, NT de bu pazarda
önemli bir pay elde etmiştir. Windows NT kullanılması halinde en önemli
sakınca, tek bir üreticiye bağımlı hale gelinmektedir. Şimdilik bunun önemli
bir sakıncası görülmemesine karşılık, zamanla nelerin ortaya çıkacağı
bilinemez(özellikle, Microsoft hakkında sürüp giden davalar ve mahkemelerin
aldığı olumsuz kararlar gözönüne alınırsa).
TCP/IP cephesinde, 128-bit'lik IPv6'nın gelişiyle karşı karşıya kalınan
adresleme kısıtlamalarından kurtulunacaktır. IPv6 ayrıca, güvenlik
iyileşmeleri, yönlendirme verimlilikleri sağlamakta ve "servis
kalitesi(QoS)" konusuna çözüm getirmektedir.
İntranet ve ekstranet teknolojileri arasında ses getiren bir diğer konu, Intel,
Microsoft, Cisco gibi şirketlerce desteklenen "Web tabanlı kurumsal
yönetim(WBEM: Web Based Enterprise Management)" dir. Bu mimari yapı ve
anlayış sayesinde ağ yöneticileri, ağ üzerinde yer alan "SNMP(System
Network Management Protocol)" aygıtlarını Web tarayıcı arayüzünden
denetleyebilecektir. Daha önceleri bu tür denetim işlevleri, üreticiye özgü
çözümlerle hallediliyordu. WBEM modeli sayesinde, denetime
"evrensellik" gelmektedir.
Web
Web, çeşitli teknolojilerden oluşur. Web'deki temel referans noktası, bazen
"düğüm(node)" olarak adlandırılan "sayfa"dır. Her sayfa,
boyut olarak birbirinden farlı olabilir ve fiziksel olarak tek bir metin
sayfası ile sınrlı değildir. Sayfalar diğer sayfalara,
"hiperlink"lerle(veya linklerle) bağlıdır. Bu linklerle, Web
üzerindeki herhangi bir yerde bulunan sunucularla bağlantı kurulabilir. Tipik
olarak, tek bir sayfada birden fazla link bulunacaktır. Kullanıcıların bu
linkleri tıklamasıyla, diğer sayfalara geçiş yapılacaktır.
Web üzerindeki adresleme tekniği "URL(Universal Resource Locator)"
olarak adlandırılan bir yönteme dayanır. URL'ler temel olarak, bir link ile
ilgili hedefi belirlemek için kullanılır. URL'ler ayrıca, bir isteğin amacını
ortaya koyan yöntemleri içerir ve "URI(Uniform Resource Identifier)"
olarak adlandırılan bir unsuru refere ederler. URI, üzerinde bir yöntemin
çalıştırılacağı ilgili özkaynağı(resource) belirler. URL'ler, örneğin
http://www.sirketismi.com/ biçiminde bir formatla yazılır. Burada
"http" kullanılan protokolü, "www" operasyonel ortamı ve
"sirketismi.com" hedef sunucuyu belirtir.
HTTP, Web istemcileri ile sunucuları arasında iletişimi destekleyen ve sadece bu
amaçla çıkarılmış bir standarttır. HTTP, doğrudan bilgi aktarımı sağlayan bir
yöntem olup, standardın özellikleri(spek'leri) IETF(Internet Engineering Task
Force) tarafından yönetilmektedir. Her ne kadar iletim güvenilirliğini garanti
altına almak üzere TCP/IP üzerinde çalışmasına karşılık HTTP, diğer
protokollerler de çalışabilir.
Şekil.5'de, HTTP veri aktarımına ilişkin üç tipik çalışma modu gösterilmiştir.
İstemci çoğunlukla Web tarayıcıdan ibarettir. Web sunucu, tipik olarak bir ana
sayfa(home page) olan, bilgi kaynağını içerir. Gerçekte ise, sunucu illa da Web
sunucu olacak diye bir şey yoktur. Örneğin, bir FTP sunucu da olabilir.
Şekil.5'de görülen birçok fonksiyon, aynı temel çalışmanın değişik
biçimleridir. TCP bağlantısıyla, istemci ile sunucu arasında doğrudan bağlantı
kurulur. İstemci, bir tarayıcı yardımıyla Web sunucuyla doğrudan bir link
kurar. Örneğin "bir URL'e link edilmesi" gibi belirli bir komuttun
oluşan HTTP isteği, isteğin cinsini belirleyen ek veriler ve isteği yapan istemci
hakkında bilgi sunucuya doğru gönderilir. Web sunucu HTTP isteğine yanıt verir
ve istemcinin istediği herhangi bir içeriği istemciye doğru gönderir. Bu
etkinliğin sonunda, tipik olarak TCP bağlantısı kapatılır.
Şekil.5'deki diğer iki durum(B ve C), asıl senaryonun değişik biçimlerini
göstermektedir. Ortada görülen "aracılık sisteminde", arada bulunan
sunucular ek bir rol üstlenirler. Örneğin "güvenlik duvarı(firewall)"
işlevi böyle bir roldür. Sonuncu durumda görülen "önbellek(cache)"
yaklaşımında, eğer daha önceki bir isteğin aynısı gelirse, daha önce sağlanılan
yanıt önbellekten istemciye gönderilir. Bu şekilde davranmakla, hem ağ üzerinde
hem de sunucu üzerinde gereksiz işlem yapılmamış olur. Genel olarak istekler ve
yanıtları, önbellekte belirli bir süre tutulur.

Şekil.5: HTTP Aktarımının çalışma biçimi
Web
bileşenleri
Sözü
edilebilecek diğer Web bileşenleri, Netscape Navigator ve Microsoft Internet
Explorer(IE) gibi tarayıcılardır. HTML sayesinde, bir doküman içindeki
başlıklar, paragraflar ve metin biçimlenebilir(formatlanabilir). Bir tarayıcıya
geri dönen veri, hareket veya video ise, HTML "form matrisi"
tarayıcıya, dosyayı en uygun çalıştırabilecek yardımcı uygulamanın nereden elde
edilebileceğini belirtir.
Web işlemlerinde, dış uygulamaları Web sunucu gibi kaynaklara bağlamak için
kullanılan "de facto" bir standart olan CGI da kullanılabilir. CGI,
sınırsız bir uzatılabilirlik(extensibility) ve dağıtık uygulama desteği sağlar.
CGI'ın sakıncası, yavaş performansı ve sistem kaynaklarının etkin olmayan
kullanımıdır. CGI ayrıca, önemli bir güvenlik sorunu yaratır. CGI programları
yürütülebilen(executable) programlar olduğundan, herhangi bir kimse herhangi
bir sistem üzerinde bir programı koşturabilir. Bu yüzden uygulamada, bu tür
yazılımlar yalıtılarak, bir organizasyon içinden kısıtlı kişilerin erişmesine
olanak tanınır.
İstemci/sunucu(C/S) mimarileri ve intranet'ler
Bölüm 4'de "İntranet/ekstranet'lerin C/S sistemleri üzerindeki
etkisi" ne değinmiştik. Burada, konu üzerinde biraz daha ayrıntılı olarak
duralım.
C/S mimarinin önemi, kurum boyunca tek bir mimari getirmesidir. Tek bir mimari
sayesinde, kurumun değişik bölümlerinde farklı mimariler, araçlar, vs.
kullanılması, farklı işlemler yapılması ortadan kalkar. Tüm uygulamalar için,
tek bir arayüz üzerinden erişme amaçlanmasına karşılık, daha önce gördüğümüz
gibi, geleneksel C/S anlayışında bu amaca yaklaşılamamıştır. Buna karşılık, bir
C/S mimari olan Web uygulamalarında, Web tarayıcı ile, evrensel arayüz kavramı
gerçekleşebilmektedir. Bu arada C/S mimari, organizasyon içindeki teknik işgücü
yetenek ve becerilerinin, aktarılabilmesine olanak tanıdığından, avantajlıdır.
Bir C/S mimari planlamasında şekil.6'da görülen adımlardan geçilir. Bu adımlar:
Test edilebilecek uygulama belirlenir- Seçilen uygulama, nitelikleri
açısından aşikar olmalı ve işletme açısından önemli bir kurumsal işlevi yerine
getirmelidir. Günlük operasyonlar açısından kritik olmayan bir görevin
seçilmesi riski azaltacaktır; fakat bu yaklaşım, yeni yöntemlerin onaylanması
için gerekli katılığı sağlamayacaktır. Tek bir uygulamaya konsantre olarak,
onun üzerinde ayrıntılı testler yapılmalıdır. Olabildiğince,
"tarayıcı/sunucu" ikilisi kullanılmalıdır.
Gerçeklemek için İntranet kategorisine uyan bir uygulama seçilmesi önerilir.
"Online Transaction Processing(OLTP)", "veritabanı tipinden
uygulamalar" veya "Karar Destek Sistemi(DSS)" uygulamaları da
seçilebilir.

Şekil.6: C/S mimari adımları
Test
edilen uygulamayla ilintili ağ destek karakteristikleri belirlenir- Uygulama
tarafından yaratılan iletişim etkinliğinin tipi belirlenir. Örneğin, Internet
ve intranet mesajlaşmada çoğunlukla "datagram" iletimleri bulunur.
İki yollu dengeli trafik kendisini, "bir mesaj gönder/bir mesaj al" sorgulamaları ve dosya aktarımları ile gösterir. Bu adımda, bilgi iletiminin
doğası önem kazanır.
Platform ve yazılım destek servisleri belirlenir- Bu adımda, donanım
platformu ve kullanılacak OS için çözüm bulunur. Kullanıcı arayüz
tipi(tarayıcı), güvenlik ve veri saklama teknikleri gibi yardımcı servisler de
bu adımda ele alınır. Bir intranet uygulamasında, HTTP ve CGI gibi teknolojiler
de bu adımın ilgi alanına girer.
Gerekli olacak destek araçların belirlenmesi- Aracı yazılım(middleware)
desteği ve ilgili tardımcı servisler bu adımda ele alınır. CORBA, Java destek
araçları gibi konular, üzerinde karar verilmesi gereken başlıklardır.
C/S işlevsel modeli seçilir- Bir C/S uygulamasının bileşenleri,
kullanıcı arayüzü, veritabanı veya bilgi deposu ve bilgiye erişip işleyen
fonksiyonel yazılımdır. Prototip C/S modelinde, herbiri kullanıcı arayüz
hizmeti sunan ve işlevsel yazılımı ve veritabanını içeren bir sunucu ile
iletişim kuran bir veya daha fazla istemci bulunur. Bu modelin değişik
türlerinde, işlevsel yazılımın bir parçası, istemci tarafına taşınabilir. Başka
bir yaklaşım biçiminde, belirli veri altkümeleri tümüyle sunucu üzerinde olacak
yerde istemci üzerine yerleştirilebilir. Bir intranet gerçeklemesinde,
tarayıcılar, sunucular, ağ ve geri uç sistemleri(back-end) şeklinde, çok
katmanlı bir işlevsellik sözkonusudur.
Bilgisayar ve yazılım konfigürasyonu tasarımlanır- İstemci ve
sunucuların üzerinde çalıştığı C/S mimarinin fiziksel konfigürasyonunu içerir.
Yaklaşımlardan birinde, bir tip platforma sadece istemci rolü ve diğer bir
platforma da sadece sunucu rolü atanır. İkinci bir yaklaşımda, uygulamaya göre
bir platform ailesinin istemci veya sunucu olarak işlev görmesine izin verilir.
Gittikçe yaygınlaşan üçüncü bir yaklaşımda, C/S, çağdaş çok katmanlı sistemlerle
birleştirilir. Bu yaklaşımda, masaüstünde istemci platformları, orta katmanda
aracı fonksiyon yazılım ve veritabanı sunucuları ve üçüncü bir katmanda da,
belirli aralıklarla erişilen kurumsal tipten veri ve yazılımlar bulunur.
Kurumsal katman, kendi işlemlerini yürütebilir ve bu tür ortamlar için önemli
olan güvenlik ve veri bütünlüğü korumalarını içerir (şekil.7).

Şekil. 7: Üç katmanlı konfigürasyon
Yukarıda anlatılan 6 adımlık süreç, mimari
tanımlama için bir başlangıç noktası oluşturur. Kararlı bir tasarım planı
ortaya çıkıncaya kadar, birçok ayrıntılı adım ve karar verme noktasından
geçilecektir. Çok katmanlı(multitier) C/S konfigürasyonları birçok ağ ve işlem
destek sorununu çözebilir. Bu sorunlar arasında, örnek olarak, intranet, veri
ambarı ve mobil işgücü uygulamaları bulunmaktadır. Gerçekte İnternet'in
kendisinin de, çok katmanlı bir sistem olduğu unutulmamalıdır.
Çok katmanlı sistemler sorunları çözerken, kendilerine özgü başka sorunları da
getirirler. Bunlar arasında başlıcaları, birden fazla ağ protokolünün,
platformların ve sunucuların varlığıdır. Birden fazla programlama dili, birden
fazla API, güvenlik konuları, daha uzun süren öğrenme eğrisi, dizin(directory)
servislerinin olmayışı, çok katmanlı sistemleri zor bir ortam haline
getirmektedir. İntranet teknolojileri ise, bu zorluk ve karmaşıklığı az çok
gidermektedir.
Evrensel
istemci olarak tarayıcılar
Her ne kadar çeşitli Web tarayıcılardan sözedilebilirse de, pazarda ses getiren
iki ürün baskındır. Bunlar Netscape Navigator ve Microsoft Internet Explorer
(IE) dur. Gerek Navigator ve gerekse IE büyük miktarlarda bellek ve ikincil
saklama alanlarına gereksinim duyarlar. Rekabet sonucu, her iki şirket de
ürünlerine gittikçe daha fazla oranda özellik ve işlevsellik kattığından, bu
yazılım paketlerinin tükettiği genel özkaynaklar(overhead) dramatik bir biçimde
artmıştır. Bu iki paketin alternatifi olarak, örneğin Norveç'te geliştirilmiş
olan "Opera" tarayıcısı(http://opera.nta.no) mevcuttur. Bu ürünün
gereksinim duyduğu bellek miktarı, diğer iki ürüne göre çok azdır. Fakat,
üzerinde desteklediği özellikler ve işlevsellik açısından diğerlerinden geri
kalmıştır.
Artık günümüzde, Navigator ve IE arasındaki farklar belli belirsiz hale
gelmiştir. Tarayıcıların:
- Java(Java Virtual Machine) ve ActiveX desteği,
- Java JIT derleme yeteneği,
- Windows 9x ve NT, Mac ve INIX platformları üzerinde koşması,
- Video, ses ve 3D sunumlarını yapabilmesi,
- Internet telefon çağrıları yapabilmesi,
gibi özellikleri olması beklenmektedir. Video servisleri denince,
"QuickTime" ve "LiveVideo" gibi teknikler anlaşılmalıdır.
Canlı 3D, yanıt veren 3D görüntüler sağlayan "sanal gerçeklik modelleme
dilidir(VRML= Virtual Reality Modelling Language)". Ses veri tipleri,
"Musical Instrument Digital Interface(MIDI)", "Waveform
Audio(WAV)", "audio(AU)" ve "Audio Interchange File
Format(AIFF)" içerir. JVM'e yönelik JIT derleyici, Java applet'lerinin
daha hızlı koşturulmasına yardımcı olur.
Yukarıda sözü edilen özelliklerden bazıları başlangıçta tarayıcıya eklenen
"eklentilerle(plug-ins)" ilave edilebiliyordu. Sonraları, bu
özellikler tarayıcı ile tümleşik olarak sağlanmaya başlanmıştır. 3D gibi
özellikler, kesinlikle istemci makinasında daha fazla özkaynak(daha fazla
bellek, daha fazla saklama alanı, daha hızlı işlemci) isteyecektir.
İntranet platformları
Forrester Research tarafından hazırlanan bir raporda, intranet bilgiişlem, dört
geniş alana ayrılmıştır. Bunlar: ağ yönetimi, dizin(rehberlik) servisleri,
dosya ve yazdırma servisleri ve e-posta.
Ağ yönetimi- "Domain Name System(DNS)" ve "Dynamic Host
Configuration Protocol(DHCP) gibi destekleyici servisleri kapsar.
Dizin Servisleri- Bu servisler, ağ üzerindeki çeşitli bileşenlerin yerlerinin belirlenmesinde kullanılır ve "Lightweight Directory Access Protocol(LDAP)" ve X.500 gibi standartları içerir.
Dosya ve yazdırma servisleri- Web tabanlı bilgi sağlama ile ilintili olup, gerçeklemede Microsoft'un "Common Internet File System(CIFS)" ve Sun Microsystem'ın "WebNFS"i gibi araçları kullanılır.
İnternet
e-posta-
"Simple Mail Transfer Protocol(SPTP)" ve "Network News Transfer
Protocol(NNTP)" ve diğer bazı yeni ortaya çıkan protokolleri içerir.
Yukarıda sayılan protokol ve servisler, minimum düzeyde teknoloji gruplamasını
temsil eder. Tüm intranet olanaklarını destekleyebilmek için, uygun bir
OS(işletim sistemi) seçilmiş olmalı ve bu OS, mevcut donanım platformları ve
onların ağ işletim ortamlarıyla uygun bir şekilde çalışabilmelidir. O halde,
bir intranet platformu güçlü bir donanımsal aygıt ve onunla ahenkli bir biçimde
çalışan bir "intranet işletim sisteminden(IOS)" oluşacaktır. IOS,
mevcut ve yeni çok sayıda servisi destekleyebilmelidir. IOS'lerin daha eski ağ
işletim sistemlerine göre üstünlüğü, dinamik içeriği destekleyebilmeleridir.
Microsoft'un NT Server'ı (en son sürümü Windows 2000), Novell'in IntranetWare
5.0'ı ve SunSOft'un Solaris'i, bu tür IOS'lerdir. Bu alanda UNIX'i de
saymalıyız. Hatta UNIX, uzun yıllar İnternet üzerinde "de facto"
standart olmuştur. Solaris, UNIX türevi olarak, çok üstün
"ölçeklenebilirlik" özelliği nedeniyle özellikle büyük ölçekteki
konfigürasyonlar için uygun bulunmaktadır. Solaris için gerekli olan yönetimsel
görevler çok daha fazla olmasına karşılık, uygulama desteği güçlüdür.
Yakın zamana kadar Windows NT 4.0, orta ölçekli ağlarda gayet iyi sonuçlar
vermiştir. Oldukça esnek ve kullanımı kolay bir OS'dir. Sunduğu Web servisleri
oldukça iyidir. Windows 2000 ile, NT platformu daha büyük ölçekli ağlarda da
yer bulma iddiasındadır.
Novell'in Intranetware ürünü de göreceli olarak, orta büyüklükte ağlar için
uygun sayılabilir. İntranetWare 5.0 ile, ürün İnternet'e daha uygun hale
getirilmiştir. Ürün, özellikle NetWare ortamları için uygun bir seçimdir.
Uygulama desteği gerek UNIX gerekse NT'ye göre biraz daha zayıftır.
İntranet mimarileri
İntranet işlem ortamı, CORBA, "Internet Inter-ORB Protocol(IIOP)",
Java, DCOM, ActiveX, Microsoft'un Viper'ı( bir DCOM transaction server), CGI ve
Web sunucu/HTTP/HTML birleşimi gibi çeşitli teknolojilerin etrafında
oluşturulabilir. İlk intranet uygulamaları hızlı bir şekilde
oluşturulabilmiştir.
Zamanla, intranet geliştiricileri HTTP'nin, özellikle karmaşık uygulamalar
katıldıkça yetersiz olduğunu görmüşlerdir. Geliştiriciler, intranet
uygulamaların geleneksel C/S tasarımlarından pek farklı olmadığını ve bu yüzden
benzer tasarım araçlarına gereksinim olduğunu farketmişlerdir. HTTP sadece
basit "zayıf istemci(thin client)" uygulamaları için yeterli
olabilmiştir. Bu tür uygulamalarda Web sunucu, bir görevle ilgili işlemlerin
tümünü üzerinde yapar. HTTP doküman merkezli olup, performans ve güvenlik
kısıtlamalarıyla karşı karşıya kalır.
HTTP'nin yerini alabilecek veya en azından onu tamamlayabilecek teknolojiler
mevcut mudur? CORBA/IIOP çifti, bu iş için en büyük aday olarak görülmektedir.
Netscape IIOP'u çekirdek teknoloji olarak benimserken, Microsoft da DCOM/Viper
ikilisini desteklemektedir. Birçok aracı yazılım(middleware) üreticisinin de bu
alanda aktif hale gelmeye başladığı görülmektedir. Java/ActiveX yandaşları ise,
HTTP kısıtlamasını kendilerinin kaldırabileceklerini iddia etmektedirler. Eğer
sorun Java Applet'leri, aracı yazılımlar ve ek olarak gelen özgün destek
programları ile çözülecek olursa, intranet'in "standartlara dayalı
evrensel mimari" yaklaşım sihiri bozulacaktır.
Özgün programlar yoluna girildiğinde, zaten bu alanda oturmuş
"groupware" yazılımları mevcuttur. İşbirliği ve ortaklaşa iş
verimliliğini arttırmaya yönelik çözüm sağlayan groupware ürünlerinin başını
Lotus Notes çekmektedir. Arkadan ise, Microsoft Exchange ve Novell Groupwise
gelmektedir. Bu üç çözüm de, özgün C/S çözümleri olarak işe başlamışlar, fakat
internet teknolojilerinden gelen tehditi görerek, Web ile tümleşim yoluna
gitmişlerdir. Bunun sonucu olarak Lotus, Domino sunucu'yu çıkarmıştır. Domino,
Notes sunucu ile Web sunucuyu birleştiren bir çözüm olarak görülebilir. Domino
ile Notes birlikte, e-posta, tartışma grubu, uygulama, grup zaman programları
oluşturma(takvim) ve veritabanı desteği sunmaktadır. 4.5 sürümünden sonra Lotus
çözümü, özellikle işakışı ve görev kontrolü uygulamalarında güçlenmiştir.
Lotus'un bu alandaki rakiplerinden birisi, Netscape'in Communicator paketidir.
İntranet'in amacı, iş ortamında birlikte çalışma sinerjisi oluşturma ve çalışma
verimini arttırma olduğu sürece, özgün "groupware" çözümleri karar
verenlerin aklını çelebilecektir. Burada amacımız, en iyisi şudur demek
değildir. Yapılması gereken ilk şey, ilk önce organizasyonun ve gereksinimlerinin
analiz edilerek, "ayağını yorganına göre uzat" yaklaşımının
izlenmesidir.
Mesajlaşma ve Aracı yazılımlar(Middleware)
Özlü bir şekilde söylemek gerekirse "aracı yazılım (middleware)", bir
işlem etkinliği sırasında iki şey arasında servis sağlayan bir yazılımdır.
Middleware genellikle, bir uygulama ve OS veya ağ işlemlerini destekleyen
sistem yazılımı arasında aracılık rolü üstlenir. Örneğin JVM (Java Virtual
Machine), bir kaynak dili ile altında yatan platform arasındaki bir aracı
yazılımdır.
Middleware, oturumların başlatılabilmesi için gerekli isteklerle başeder,
mesajları iletir ve görev denetimi iletişimini kurabilmeyle ilişkili zahmetli
işleri yapar. Ayrıca, bir görevi(job) bitirme sürecini de harekte geçirir.
Middleware, özellikle uygulamaların belirlenmiş veritabanlarına bağlandığı ve
e-posta iletim sürecinin yönetildiği dağıtık sistemlerde önemlidir. Geniş bir
aracı yazılımlar portföyü mevcuttur. Bunlardan bazıları:

Şekil.8: Middleware'in sistem mimarisi içindeki yeri
Şekil.8'de görülen MOM kısaltması, "Message Oriented Middleware"e karşı düşer ve kurumsal mesajlaşma teknolojisi olarak bilinir. Örneğin IBM'in MQSeries ve eski Digital'in DECmessageQ bu tür teknolojilere uyan ürünlerdir. Middleware'in önemli özellikleri arasında:§ Platform ve protokoller açısından, İntranet teknolojilerinde görülen türden saydamlık sağlamalıdır
bulunmalıdır. Özetle middleware, intranet'ler ve her tipten dağıtık sistemler için önemli bir yapı taşıdır. Bu kısmı kapatmadan önce sözü edilebilecek bir diğer önemli gelişme, eski POP'un(Post OfficeProtocol) yerine geçen "Internet Message Access Protocol(IMAP)"dir. IMAP sayesinde, temel groupware işleri desteklenebilecek ve yeni İnternet uygulamaları yaratılabilecektir.
İntranet
ve Ekstranet'in temelini oluşturan teknolojiler
Aşağıda, intranet ve ekstranet çalışmalarını mümkün kılan başlıca
teknolojilerden sözedilecektir. Bunlardan bir kısmının zaman içinde önemleri
azalırken veya kaybolurken, yeni yeni gündeme gelen teknolojiler de mevcuttur:
HTTP: Bu protokol ile Web neredeyse aynı anlama gelmektedir. Dağıtık,
işbirliğine dayalı, çokluortam bilişim sistemleri için uygulama seviyesinde bir
mekanizma tanımlar. HTTP, genelde TCP/IP üzerinde koşan "nesne
yönelimli(OO:Object Oriented)" bir protokoldür. Çeşitli amaçlar ve işler
için kullanılabilen HTTP, İnternet üzerindeki baskın trafiği oluşturur.
HTML: Erişim gerçekleştiren bir istemci için, çıkışı biçimlendiren bir
görüntü protokolü olarak işlev görür. Statik bilgiyi gösterir.
"Hareketlerle(transactions)" başedebilecek dinamik Web siteleri
oluşturabilmek için ayrıca, CGI gibi "betimleme (scripting)"
yetenekleri ortaya atılmıştır. CGI, arkaplanda duran bir sunucuya bağlanabilmek
için gerekli arayüzü destekler. Bir CGI betiği, PERL, Netscape JavaScript veya
Microsoft Vbscript dilleri ile yazılabilir.
CGI: HTTP sunucuları dış uygulamalara bağlama gerekliliği ortaya
çıktığında, HTML'in kısıtlamalarını gidermek üzere ortaya atılmıştır. Dış uygulamalar,
e-postadan, veritabanı ile etkileşime kadar çok değişik görevler olabilir.
CGI'ın sakıncaları, sistem özkaynakalarını etkin kullanmaması, düşük performans
ve ölçeklenebilir olmamasıdır.
Java: Sun Microsystems tarafından Bilişim dünyasına kazandırılmış yeni
bir dildir. Çeşitli biçimlerde mevcuttur:
ActiveX:
Microsoft'un Web yetenekleri ile donatılmış, "yazılımsal bileşen"
teknolojisidir. İlk önce, "OLE tabanlı Visual Basic Controls(VBX)"
olarak ortaya atılmış, sonra ismi "OCX" olarak evrim geçirmiş ve en
son olarak da "ActiveX Controls" olarak adlandırılmıştır. COM/DCOM
ile birlikte kullanıldığında, "tekrar kullanılabilir bileşenlerin(reusable
components)" birbirleriyle ve Windows uygulamalarıyla etkileşebilmesine
olanak tanır. ActiveX Control'leri, C++ ve Java ile yazıldıktan sonra, Windows
platformlarında koşan Notes ve Microsoft Office gibi uygulamaların içine
yerleştirilir. ActiveX control'lerinin rakipleri olan Java ve JavaBeans,
çeşitli platformlarda çalışabilirler ve ActiveX'e göre daha küçük bileşen
envanterine sahiptirler.
JavaBeans: Birden fazla platformda koşan Java yazılımsal bileşenlerine
yönelik, bir dizi birlikte çalışabilirlik sağlayan API'lerdir. Java bileşenleri
(örneğin bir GUI programı), çeşitli fonksiyonlar yürütebilen, tekrar
kullanılabilen yazılımsal bileşenler olarak amaçlanmışlardır. JavaBeans, bu
bileşenlerin diğer bileşenler ve içlerinde yer aldıkları uygulamalarla
bağlanabilmesine olanak tanır.
COM/DCOM: Microsoft'un ActiveX control'leri, Windows ortamında
çalışırlar ve fonksiyonel olarak Java bileşenlerinin en yakın eşdeğerleri
sayılabilirler. Benzer şekilde Microsoft'un COM/DCOM çifti, JavaBeans'e benzer
olarak bileşenler arası birlikte çalışabilirlik sağlar. COM'un DCOM'dan farkı,
DCOM'un dağıtık ağ bilgiişlem yeteneğine sahip olmasıdır.
Visual J++: Java'nın Microsoft tarafından gerçekleştirilmiş türüdür. Bu
Java dili, orijinal Java ile %80-%90 mertebesinde uyumludur. Aslında
Microsoft'un yazılım bileşenlerine yönelik tercihi, kendi ActiveX yaklaşımı
olup, onu Windows olmayan platformlara yaygınlaştırmaya da çalışmaktadır.
CORBA: Nesnelerin birlikte çalışabilirliğini destekleyen aracı
yazılım(middleware) olan CORBA, IBM, Oracle ve Netscape tarafından
desteklenmektedir. CORBA, JavaBeans ve COM/DCOM'a benzer. Endüstri
analistlerinin birçoğu, sunucu tarafında Java/CORBA/JavaBeans grubunun, istemci
masaüstünde ise ActiveX/COM/DCOM grubunun baskın olacağını tahmin etmektedir.
Kurumsal tabanda çözümler sağlamayı hedeflemiş olan Microsoft'un bu sonucu
kabul edip etmeyeceği ise, ayrı bir konudur.
"Cookies": Nescape tarafından Navigator tarayıcısının önceki
sürümlerinde yaratılmış olan "cookies", Web sunucu arkaplan
uygulamalarının istemci hareketlerini gözlemleyebilmesine olanak tanır. Daha
sonraları "de facto" standart haline gelmiştir ve Microsoft IE
tarafından da desteklenmektedir. Cookies sayesinde, bir siteyi ziyaret eden bir
kullanıcı ve hareketleri izlenebilir ve bu şekilde site sahibi taraından
ziyaretçilerin profili hakkında değerli bilgiler toplanabilir.
Netscape Server API(NSAPI): Herhangi bir Web sunucu ile, genelde bir
veritabanı olan arkaplanda duran bir sunucu arasındaki erişim amacı ile
kullanılan, doğal Web sunucu API'lerini temsil eder.
Internet Server API(ISAPI): NSAPI ile aynı işlevselliğe sahiptir. Tek
fark, bu API'lerin Microsoft tabanlı sunucularla etkileşmesidir.
Multipurpose Internet Mail Extension(MIME): TCP/IP ağları üzerinden,
e-posta iletimlerinde ses, görsel ve ikili(binary) verilerin bulundurulmasına olanak
tanıyan SMTP uzantısıdır.
POP: Temel mesaj aktarma yetenekleri sağlayan, SMTP'ye dayalı, Internet
posta sunucu protokolüdür.
IMAP: POP'dan daha fazla özellikler sağlayan, İnternet posta sunucu
protokolüdür.
SMTP: TCP/IP ağları üzerinde kullanılan baskın e-posta mesajlaşma
protokolüdür.
Yukarıdaki isimlendirmelere takılıp kalmamak lazımdır. Çünkü üreticiler, yeni
bir takım işlevsellikler kattıktan sonra, birdenbire ürün ismini
değiştirebilmektedir( aynen VBX, OCX ve ActiveX'de olduğu gibi).
TCP/IP ile OSI mimari katmanları arasındaki ilişki
İnternet/intranet /ekstranet gerçeklemelerinin temelini oluşturan TCP/IP
protokol takımı ile OSI(Open System Interconnect) standardı arasındaki ilişkiyi
görmek yararlı olacaktır(şekil.9).
Şekil.9'da görülen TCP/IP protokol takımı dört işlevsel katmandan oluşur. En
alttaki ağ arabağlaşımı, aygıtların fiziksel bağlantısıyla ilişkili mekanik ve
elektriksel konularla, verinin nasıl iletildiği ile ve bilginin fiziksel
bağlantı üzerinden nasıl güvenli bir şekilde taşındığı ile ilgilidir. Bu
katmandaki tipik protokoller, Ethernet, IEEE 802.3, adres çözümleme
protokolü(ARP: Address Resolution Protocol) ve mantıksal bağlantı denetimi(LLC:
Logical Link Control) dir.
Bir sonraki katmanda, ICMP(Internet Control Message Protocol) temel olarak hata koşullarının "log"larını tutarken, IP ise ağlar arasında bağlantısız, "datagram" tabanlı geçityolu servisini destekler. Bu şekilde dağıtık sistemler, birbirleriyle etkileşebilir. IP'nin temel sorumlulukları şunlardır:
Sonraki katman, TCP ve UDP(User Datagram Protocol)'den oluşan "Ulaşım (Transport)" katmanıdır. TCP, kullanıcı programının iletişimini destekler, uçtan uca veri bütünlüğünü garanti eder, akış denetimi ve durum bilgisi değiştokuşu gerçekleştirir. UDP, TCP katmanındaki "datagram" gerçeklemesidir. Bu katmanda desteklenen işlevler şunlardır:
En üst katmanda, ilgili sistemin
doğasına bağlı olarak FTP, SMTP ve Telnet gibi çeşitli protokoller
kullanılabilir.

Şekil.9: TCP/IP'ye karşılık OSI mimari katmanları
İntranet ve
Ekstranet'in temelini oluşturan teknolojiler
Sayı.8'de, intranet ve ekstranet'in temelini oluşturan teknolojilerden
sözederken, eksik kaldığını düşündüğüm bazı konuları aşağıda vurgulamak
isterim:
Java: Sun Microsystems'a göre, Java'nın en büyük üstünlüğü aygıt farkı
gözetmemesidir. Java tabanlı yazılımlar en küçük cihazdan, süper bilgisayarlara
kadar her tarafta koşabilir. Java bileşenleri, üzerinde koştuğu bilgisayar
çeşidine, telefona, TV'ye veya işletim sistemine aldırış etmez. Bu haliyle
Java, pratik olarak platform bağımsızdır denilebilir. Bu durum, program
geliştiricinin işini az çok kolaylaştırır, çünkü kod bir kere yazılmakta ve
hemen hemen her yerde koşturulabilmektedir. Bu özelliğin avantajı kanaatimce
açıktır. Çünkü işletmeler, belirli bir anda kendileri için en avantajlı
sistem/platformlara geçiş yapabilirler. Her platform değiştirilişte kodun
baştan yazılması son derece zaman kaybettirici bir olaydır. Java ile yazılmış
kod halinde ise, geçiş yapılan platforma yönelik yeni kod yazılmayacaktır.
Java'nın diğer söz edilebilecek üstünlükleri şunlardır: öğrenmesi göreceli
olarak daha kolaydır; yazılım yazmada C++'a göre daha nesne
tabanlı(object-oriented) bir yaklaşım izlenmesine yol açar; yazılım yazmadaki
işaret edici(pointer) kullanması gereğini ortadan kaldırması nedeniyle belleğin
daha iyi denetimine olanak sağlar; Visual Basic'den daha güçlü olduğu
belirtilmektedir.
1996 yılında dünyadaki Java programlayıcı sayısı 82,059 iken, bu sayı 1998'de
727,580'e yükselmiştir. IDC, 2003 yılında Java geliştirici sayısının 4 milyonun
üzerine çıkacağını öngörmektedir. GartnerGroup, 2003 yılına doğru yeni
geliştirilen uygulamaların %70'inin Java üzerine kurulu olacağını tahmin
etmektedir.
Betik(scripting) Dilleri: HTML'in geliştirildiği erken zamanlarda
Netscape, HTML'i tamamlayacak betik(anlatım) dillerinin gereğini farketmiştir.
Temel olarak iki tane betik dili mevcuttur. Bunlar:
JavaScript- HTML'i tamamlamak üzere geliştirilmiş orijinal betik
dilidir. JavaScript kullanarak HTML'in tek başına yapamayacağı birçok şeyi
yapmak mümkündür. Bunların başında, formların onaylanması(validation) için
sunucu tarafında yürütülen betimleme gelir. Yani, bir kullanıcının bir form
aracılığıyla sunucuya gönderdiği geribildirim bilgilerinin doğru olup
olmadığının kontrolü, JavaScript kullanılarak gerçekleştirilebilir. Bundan
başka, girilen değerlerin kabul edilebilir bir değer bölgesinde olup olmadığı
da kontrol ettirilebilir. Örneğin bir formdaki bölge kodunun en az 5 rakamdan
oluşup oluşmadığı denetlenebilir.
VBScript- Daha sonra Microsoft, VBScript olarak anılan Visual Basic'in
bir uyarlamasını geliştirmiştir. VBScript, Visual Basic'in küçültülerek
ölçeklenmiş bir biçimidir. JavaScript ile aynı işlevselliğe sahip olup, aynı
zamanda istemci tarafında betimleme(client side scripting) özellikleri sağlar.
Genel olarak, Internet üzerinden okunacak bir sayfa geliştirilirken istemci
tarafı dili olarak JavaScript kullanılması daha olurludur; çünkü, tüm web
tarayıcı programları JavaScript'i desteklerler. Buna karşılık, sadece MS
Internet Explorer VBScript dilini desteklemektedir.
Betik Nesne Modeli(Scripting Object Model)- JavaScript ile, tarayıcı
programlar tarafından gösterime sunulan nesnelere erişilebilir. Bu sayede
örneğin, kullanılan web tarayıcının markası ve uyarlaması gibi bilgilere
erişebilir. Bu bilgi sayesinde de, kullanıcılara kullandıkları web tarayıcılara
uygun web sayfası sunulabilir. Bu işlem, JavaScript ve "Scripting Object
Model" yardımıyla gerçekleştirilebilir.
İsteğe bağlı nesneler- JavaScript gibi standart olarak erişilebilen
nesnelere ek olarak, "isteğe bağlı nesneler(custom objects)" de
yaratılabilir. Bunlar, Java Applet'ler ve ActiveX kontrolleridir.
Java Applet'ler- Java Applet'ler, Java gibi programlama dili kullanarak
yaratılabilir. Java Applet'leri, Java 'nın aşağı doğru ölçeklenmiş türüdür.
Programın, işletim sistemi içinden kendi pencere çerçevesinde(frame) açılması
yerine, Java Applet'i doküman içinde yer alır. Java Applet'i, aynen bir doküman
içindeki görüntü kadar yer kaplar.
ActiveX kontrolleri- Microsoft'un, bir web sayfasında kullanılabilecek
bileşenler(component) veya nesneler yaratmak için ortaya attığı programlama
aracıdır. Tüm web tarayıcılar Java Applet'leri desteklerken, sadece MS Internet
Explorer ActiveX kontrollerini desteklemektedir. Bu nedenle, web sitesi tasarımlarında
daha geniş bir kullanıcı kesimine ulaşabilmek için Java Applet'leri tercih
edilmesi daha uygun olur.
Java Applet'leriyle ActiveX Kontrollerinin karşılaştırması
Java applet'ler istemci tarafı nesneler için bir standart haline gelmiştir.
Yani, birçok web tarayıcı onları destekler. Eğer Internet'e yönelik web
dokümanları yaratılacaksa Java applet'ler tercih edilmelidir.
Java Applet'ler, Internet'te yaygın kullanım açısından en güvenli seçeneği
sağlarlar. Yani, istemcinin güvenliği tehlikeye atılmamış olur. "Java
Virtual Machine(JVM)", web tarayıcı içinde bulunan ve Java Applet
uygulamalarını çalıştıran bir modüldür. JVM, Java Applet'lerinin yerel sabit
disk veya belleğin diğer yerlerini okumasına veya yazmaya müsaade etmeme gibi
temel kurallar uygular. Bu şekilde, bir Java Applet ile istemcinin sabit disk
veya disketlerine bulaşması olası virüs veya hataların önüne geçilmiş olur.
ActiveX Control'leriyle karşılaştırıldığında Java Applet'ler, aynı zamanda
Internet'teki en pratik kullanım şeklidir. Bunun nedeni şudur: Microsoft'un
ActiveX'i güvenli kılmak için, sunduğu çözüm, ActiveX Contol'lerinin VeriSign
gibi bir otorite tarafından doğruluğunun ispatlanarak, imzalanmasıdır.
Doğrulayıcı otorite, ActiveX Control'ünün kim tarafından yazıldığını yoklamasına
karşılık, ilgili "Control"ün ne yapacağına hiçbir şekilde sınırlama
getirmemektedir. İşte ActiveX Control'lerinin bu doğrulanma ve imzalanma
mekanizması, Java Applet'lerini daha pratik kılmaktadır. Java Applet'leri ile
yazılıp Internet üzerinden dağıtılmak istenen nesneleri bir yerlere kaydettirip
imzalatmaya gerek yoktur.
Java Applet'leri yorumlanan bir dildir. Program, JVM içinde, sistemin koştuğu
merkezi işlem biriminin(CPU) kendi dilinde yorumlanacaktır. Bu sayede, Java
Applet'leri "platform bağımsız" olmaktadır. Yani bir tane Java Applet
yazıldığında, bu program hem Windows 95, hem Macintosh, hem Sun işistasyonunda
hem de Windows NT makinalarında koşacaktır. Yorumlanan bir dil olmanın
avantajı, budur.
Yorumlanan bir dil olmanın sakıncası ise, performansın orta düzeyde kalmasıdır.
Çünkü, yazılan kodların ilgili platformda bulunan CPU'nun komutlarına çevirmek
için ek bir çabaya gerek bulunmaktadır. Bu nedenle, ActiveX Control'leri, Java
Applet'lere göre daha hızlı çalışmaktadır. ActiveX Control'leri sadece
Microsoft tarafından desteklendiğinden, eğer bir intranet projesi
gerçekleniyorsa, kullanıcı web tarayıcısının ActiveX Control'leriyle uyumlu
olup olmadığına takılmadan, yüksek hız performansı sağlatmak açısından ActiveX
Control'leri kullanılabilir.
ActiveX Control'leri, Visual Basic veya C++ ile yazılmış modüllerdir. ActiveX
kullanılması halinde, Internet üzerinde önemli güvenlik sorunları ortaya
çıkabilir. Üzerinde çalıştığı istemci makinaya herhangi bir şey yapabilir.
Microsoft'un sunduğu, bir otorite kuruluşun ActiveX nesnelerini doğrulayıp
imzalama yaklaşımı hiç pratik gözükmemektedir. ActiveX Control'leri, Windows
API(Application Programming Interface) üzerinden Windows işletim sistemine
sınırsız bir şekilde erişebilmektedir. İşte bu nedenle, yanlış birisinin elinde
ActiveX Control'leri bombaya dönüşebilir. Windows API'ye sağlanan erişim
nedeniyle, yerel sabit diske(HDD) yazdırılabildiği gibi, istenirse HDD
silinebilir veya format bile atılabilir. Bu yüzden, siz siz olun ActiveX
Control'lerini Internet projelerinde kullanmayın; sadece, intranet projelerinde
kullanın.
JavaScript/VBScript karşılaştırması
JavaScript, istemci tarafına yönelik betik dili standardıdır. Standart
olmasının nedeni, birçok web tarayıcı tarafından desteklenmesinden kaynaklanır.
C++ ve Java'ya benzemesine karşılık, Java değildir. Örneğin, JavaScript
segmentleri kesilip, bir Java uygulamasının içine
yapıştırılmaz("paste" işlemi). Java Sun Micro Systems tarafından,
buna karşılık JavaScript Netscape tarafından geliştirilmiştir. JavaScript, HTML
dokümanının içinde, HTML kodunun en üst kısmına yerleştirilir. JavaScript,
örneğin bir HTML sayfasında bulunan bir akıllı forma girilen verilerin
onaylanması gibi işlerde kullanılabilir.
VBScript ise, sunucu tarafına yönelik bir betik dili olup, özel olarak
Microsoft'un "Active Server Pages(ASP)" ile desteklenmektedir. ASP,
Microsoft'un Internet Information Server(IIS)'a kurulan ve "Visual Basic
Script(VBScript)" ile sunucu tarafına yönelik betikler yazmaya olanak sağlayan
bir modüldür. Sunucu tarafına yönelik betikler(server side script),
kullanıcılardan geribesleme toplamak üzere kullanılan programlardır. Bu
program, Microsoft Access veya SQL Server veya Oracle gibi bir veritabanını
açarak, satırları, kullanıcılardan toplanan verilerle doldurur. ASP, veritabanı
ile kullanıcılardan gelen geribesleme formu arasında köprü görevi görür.
VBScript, "Visual Basic for Applications(VBA)"in bir alt kümesidir.
Nasıl ki JavaScript HTML sayfaları içinde kullanılıyorsa, VBScript de ASP
dosyaları içinde kullanılır. ASP programlama, VBScript'te yapılır ve dokümanın
en üst kısmına yerleştirilir.
İntranet ve
Ekstranet'in temelini oluşturan teknolojiler
Web'den sunum için HTML neyse, "veri(data)" için de XML o anlama
gelmektedir
Basit formüller yazmak gerekirse, kabaca HTML= sunum, XML= veri yazılabilir.
HTML sayesinde, belirli yayınlama standartlarına uyarak gerçekleştirildiğinde,
herhangi bir kişi bilgiyi yayınlayabilir ve bu bilgiye tarayıcı kullanılarak
dünyanın herhangi bir noktasından erişilebilir. XML(Extensible Markup Language)
ise, HTML içeren aynı omurgada uygulamaların akıllı bir biçimde verileri
paylaşmasına olanak tanır.
HTML primitifleri, tarayıcının ekranda gösterim yaparken sayfa üzerinde yaptığı
yorumlamalar için, sayfanın düzenleniş biçimini tanımlar. XML primitifleri ise,
ilintili bir "Document Type Definition(DTD)"ın tanımlayabildiği
herhangi bir şeyin düzenlenişini tanımlar. Hem XML hem de HTML, formatlanmış
belgelerin farklı sistemler arasında paylaşımına olanak tanımak üzere
1970'lerde tasarımlanmış olan "Standart Generalized Markup
Language(SGML)" in torunları sayılabilir. HTML, her tarayıcı içine
katılmış olan sabit DTD'ye sahiptir. Buna karşılık XML, ilgili belge veya
verileri yorumlayan bir DTD'yi geçirebilir. XML "parser(dil kuralları
açısından inceleyen yazılım birimi)"ları ayrıca, kendilerine aktarılan XML
dosyaları hakkında akıllı kararlar verebilir.
Basit bir örnek ile XML'in çalışmasını açıklamaya çalışalım. Eğer bir tarayıcı
kullanarak bir HTML Web sunucudan, belirli bir yazarın tüm kitapları
sorgulanacak olursa, bir dizi HTML komutu ve bunların arasında, bir bilgi
tablosunu gösterecek olan gömülü metin elde edilir. Eğer kitap bilgisi üzerinde
herhangi ek bir işlem yapılmak istenirse, sunucudan ek istemde bulunulmalıdır.
Buna karşılık, aynı istek XML tabanlı "veri sunucu"dan yapılırsa,
daha farklı bir netice elde edilir. Formatlanmış bir sayfa yerine, aşağıdakine
benzeyen bir dosya elde edilir:
<Books>
<TITLE>1. kitap ismi</TITLE>
<PUBDATE>1995</PUBDATE>
<TITLE>2. Kitap ismi</TITLE>
<PUBDATE>1997</PUBDATE>
</BOOKS>
Yani size, bir dizi veri ve sütun tanımlamaları gönderilmiş olur. Belirli bir
yazarın kitaplarının size sağlanmasını istediğinizden, "Yazar"
bilgisinin size sağlanmasına gerek yoktur. TITLE'ın bir metin dizisi ve PUBDATE'in
standart bir veri tipi olduğunu tanımlayan DTD olmaksızın bile, tarayıcı içinde
gömülü "XML parser", kitap bilgisinin herhangi bir formatta
gösterilebilmesi için DHTML(Dynamic HTML) ile programlanabilir. Daha da
önemlisi, bir parça istemci tarafında "betik(script)" kodu yazılarak,
tarayıcının sadece örneğin 1988'den sonra yayınlanmış kitapları göstermesi de
sağlatılabilir.
Web sunucularına sadece formatlama komutları yerine veri dizilerini aktarma
olanağı tanınmasıyla, ilginç kullanım olasılıkları ortaya çıkmaktadır. Bu
şekilde, farklı sistemlerın standart formatlarda bilgiyi paylaşması
sağlatılabilir. Örneğin bazı ağ yönetimi araçları üreten firmalar, gerçek
zamanda yönetimsel bilgi sağlamak üzere kendi özgün protokolleri yerine XML'i
kullanmaya başlamıştır. Bu şekilde, birbirine rakip ağ yönetimi yazılım
ürünleri ve Web temelli konsollar arasında birlikte çalışabilirlik
sağlatılabilir.
XML ayrıca, elektronik ticaret ve "EDI(Electronic Data Interchange)"
ürünleri arasındaki veri değiştokuşunda da baskın bir format haline geleceği
umulmaktadır. XML dili, eski sistemlerle yeni nesil sistemler arasında, aracı
katmanlarla bağlantı kurmak üzere de kullanılabilecektir. Diğer bir beklenti,
veritabanı ve doküman yönetim sistemlerinin neticeleri XML formatında
verebilmeleridir. Böyle bir şey olabildiğinde, dayandığı ağ ulaşım
protokolünden bağımsız olarak, SQL veritabanından veri istenebilecektir.
Belgelerin XML formatında saklanmasıyla, doküman yönetim sistemleri daha akıllı
"arama" fonksiyonlarını destekleyebilecek ve arama sonucunda daha
karmaşık dokümanları sağlayabilecektir.
XML bir metne anlam(context) vermektedir. Örneğin HTML halinde "one
dollar(bir dolar)" basit bir metinden başka bir şey değildir. Halbuki XML,
"bu metin parçası paradan sözetmektedir" neticesine varabilir. Bu
şekilde, "one dollar" görüldüğünde, bu bilgi(tag) bir sipariş
formunda kullanılabilir veya üzerinde hesaplama yapılabilir.
XML üzerindeki çalışmalar ilk olarak 1996 yılında, World Wide Web
Konsorsiyum'unun HTML'in kısıtlamalarını farketmesiyle başlamış ve 1998 yılında
çalışmalar sona ermiştir. XML'in taraftarları arasında, Dell, Microsoft, IBM,
Oracle gibi şirketler bulunmaktadır. XML geliştiricilerinin ilk hedefi daha
akıllı Web yayıncılığı olmasına karşılık XML'in ilk uygulamaları, aracı
yazılımlar(middleware) alanında olmuştur. Bu arada gazetecilik alanında, haber
makaleleri ve küçük ilanların daha yaygın dağıtımına olanak sağlamak,
makalelerin yeniden kullanımını otomatikleştirmek üzere, XML'e dayalı yeni bir
dil geliştirilmektedir. Gazetecilik alanında olduğu gibi, diğer endüstri
dallarında da XML'in isteğe bağlı şekillendirilmesi yapılmaktadır. Bunlardan
bazıları; matematikçilerin Web sayfalarında denklemleri içerebilmesi için
kullandığı "MathML" ve kimyacıların bileşiklerin molekül yapısını
göstermek üzere kullandıkları "CML(Chemical Markup Language)"dir.
XML standardizasyonunda XML.org BizTalk.org'a karşı
XML ile ilgili olarak ortaya çıkan tasarıları ve birlikte çalışabilirlik
(interoperability) konularını ele alan iki bağımsız, açık, kayıt kuruluşunun
varlığı dikkati çekmektedir. İki farklı kuruluşun varlığı ve bu kuruluşların
planları arasındaki farklılıklar, "birlikte çalışabilirlik" konusunu
daha baştan dinamitleyebilir ve XML endüstri standartları için yeni bir savaşın
habercisi olabilir. Bu iki kuruluş, XML.Org( www.xml.org ) ve BizTalk.Org'dur ( www.biztalk.org
). Yazılım üretici ve kullanıcılarının oluşturduğu bir konsorsiyum olan,
"Organization for the Advancement of Structured Information
Standards(Oasis)" tarafından yönetilen XML.Org organizasyonu, şirketlerin,
endüstri gruplarının ve bireylerin XML veri değiştokuş tasarılarını kayıt
ettirebilecekleri açık bir çalışma platformudur(open framework). Geliştiriciler
XML tasarılarına, oluşturulmuş olan Web sitesinden serbestçe erişerek
uygulamalar yaratabilirler veya organizasyonlar, oluşturulan tasarıları
kullanarak XML tabanlı dokümanları sentaks kuralları açısından
inceleyebilirler.
Microsoft kendi "BizTalk XML framework"ünü yaymak amacıyla
"BizTalk.Org" Web sitesini oluşturmuştur. Microsoft'un amacı da,
XML'in benimsenmesini hızlandırmak ve ortaya uyumlu XML tasarılarının çıkmasını
sağlatmaktır. BizTalk framework'ü destekleyen Microsoft ve diğer şirketlerin
ortaya çıkardığı XML tasarıları, BizTalk Web sitesine kaydettirilmekte ve
isteyenler bunlara Web sitesinden erişerek uygulama geliştirmede serbestçe
kullanabilmektedir. Her ne kadar Microsoft Oasis'e üye olmuşsa da, XML.Org'ün
plan ve çalışmalarına katkı yapacağını veya onu destekleyeceğini
belirtmemiştir.
XML.Org, BizTalk.Org ile karşılaştırıldığında daha geniş bir imtiyaz hakkına
sahiptir. İki kuruluş arasında bir işbirliğine gidilip gidilmiyeceği, özgün bir
ürün kimliğine sahip olan BizTalk.Org'un XML.Org'u tamamlayan veya onunla
rekabet eden bir yaklaşımı benimseyip benimsemeyeceği şimdilik bilinmemektedir.
XML, doküman içeriklerini kullanıcı platformundan bağımsız olarak küme(takım)
anlayışı ile tanımlayan "değişmiş bir dil(metalanguage)" olduğundan,
XML; uygulama tümleşimi ve e-ticaret projeleri geliştirenler için oldukça
kritik bir teknoloji olarak ortaya çıkmaktadır.
PHP Web üzerinde kullanılabilecek yeni bir dil olabilir mi?
PHP; Web için geliştirilmiş bir programlama dilidir. Rakipleri arasında,
Microsoft'un "Active Server Pages(ASP)"si, Allaire'in Cold Fusion'ı
ve "PERL(Practical Extraction and Reporting Language)" bulunmaktadır.
Bu sayılanların tümü birer Web "betik(scripting)" dilidir.
Microsoft'un ASP'sinin, kabaca VisualBasic Script'in üvey evladı, VisualBasic
Script'in VisualBAsic'in üvey evladı ve VisualBasic'in de BASIC'in üvey evladı
olduğu söylenebilir. ASP, Windows NT üzerinde çalışan "Internet
Information Server(IIS)" üzerinde desteklenmektedir. Çok az kullanım
bulmasına karşılık, ASP'nin UNIX versiyonu da mevcuttur. Allair'in Cold Fusion
ürünü, "tag" tabanlı grammer kuralı ile kullanımı biraz hantal
bulunmaktadır. PERL, ciddi Web geliştiricilerin arkasını dönemeyeceği bir
dildir. PERL betiklerinin çoğu basit CGI'lardır. CGI'lar ise, yüksek
performanslı Web siteleri için pek uygun bir seçim olarak görülmemektedir.
PHP, Web geliştiricisine yüksek performanslı "Apache" modülü sunan,
sunucu tarafında çalışan, çapraz-platform, HTML betik dilidir. Yerleşik olarak,
Oracle ve Informix gibi popüler veritabanları için desteği sayesinde, bu
veritabanlarına hızla erişilebilr. ODBC desteği nedeniyle tüm veri kaynaklarına
erişilebilir. Ayrıca PHP, Windows için COM ve tüm platformlar için "Java
class"ları desteği mevcuttur. Bu özellikler PHP'yi, çok katmanlı uygulama
sunucusu arenasına yerleştirmektedir.
PHP kodu, açık-kod anlayışı ile ücretsiz olarak sağlanmaktadır. C
programlayıcıları, PHP'nin dinamik API'si sayesinde, C dilinde yazdıklarına
kendilerine özgü modülleri kolayca ekleyebilirler. PHP hakkında, www.php.net
sitesinden daha ayrıntılı bilgilere ulaşılabilir. PHP kullanılmış siteler için,
NASA'nın "Mars Polar Lander" ve Lycos MP3 siteleri örnek olarak
verilebilir.
İntranet
ve ekstranet'in temelini oluşturan teknolojiler
WorldWideWeb(WWW) erişimi: Rehberler
Bilgisayar ağları, sağladıkları çeşitli servis ve bilgilerin özelliklerini
tanımlamak ve kaydetmek üzere isim ve rehberlere(directories) gereksinim
duyarlar. Örneğin bir e-posta sistemi, postayı ulaştırabilmek için
kullanıcıların postakutularının yerini belirleyebilmelidir. Posta ulaştırma
uygulaması, kullanıcının ismini aramak ve postakutusunun yerini belirleyebilmek
için "rehber" veya "isim servisi" olarak adlandırılan bir
diğer uygulamayla temasa geçer.
Ağ ortamlarında, tekil olarak erişilip isim verilebilen herhangi bir şeye
"nesne (object)" adı verilmektedir. Ağ servisleri, elektronik
postakutuları ve bilgisayarlar, nesneler için bazı örneklerdir. Her bir
nesnenin, bir rehberlik servisinde listelenen bir "kaydı" mevcuttur.
Bu kayıt, nesneyi tanımlayan bilgi ve nitelikleri(attributes) içerir. İsim
kayıtları, "dizin" adı verilen kayıt listelerinde toplanırlar.
Örneğin bir telefon rehberindeki listeler "kayıt"lardır ve telefon
numarası veya sokak adresi gibi konum bilgileri kayıtların "niteliği"
olmaktadır.
Nitelikler, konum, renk, boyut gibi nesneyi tanımlayan herhangi tipten bilgiler
olabilir. Örneğin, normal telefon rehberleri, sokak adresi gibi sadece konuma
özgü nitelikler içerir. İşe yönelik telefon rehberlerinde, çalışma saatleri,
kabul edilen kredi kartları gibi ek birtakım nitelikler bulunabilir.
"İsim servisi", rehberlerin hiyerarşiler halinde düzenlenmesine
olanak tanır. Bir rehber, diğer rehberleri de içerebilir. Örneğin, ülke rehberleri,
bölgesel rehberleri ve bölgesel rehberler de şehir rehberlerini içerir. Şehir
rehberleri de, asıl isim listelerini içerir. Konunun özü, isim servislerine
dayanır. Çünkü, nesneler isimleriyle tanımlanmaktadır. Uygulama ve servisler
bir nesneye, ilk önce isim kaydına, sonra da onun niteliklerini elde ederek
erişir. Bir nesnenin konum veya erişim karakteristiklerini nesnenin kendisinden
koparmaya(decouple), "konum bağımsızlığı" adı verilir. Konum
bağımsızlığı halinde, nesne başka bir yere gitse veya dil gibi diğer
karakteristiklerini değiştirse bile, uygulama ve servislerin nesneye erişmesine
olanak tanır. Örneğin bir iş rehberi, işletmenin nereye taşındığını belirtir.
Ayrıca, işletmenin çalışma saatlerini değiştirdiğini de belirtebilir.
Normal olarak, intranet gibi bir sayısal bilgi işlem ortamında, eski
sistemlerde görülen tek bir noktada olan arızanın tüm sistemi etkilemesi olayı
ile karşılaşılmaz. Yani tek bir kaynakta olabilecek geçici bir sorun, sistemin
diğer taraflarını etkilemez ve çalışma devam eder. Fakat kaynak, diğer
servislerin candamarı olan merkezi bir kaynak ise, tüm bilgi işlem ortamı
etkilenebilir. Rehberlik sistemi diğer tüm uygulama ve servislerin merkezinde
yer alır. Bu sistem, diğer uygulama ve servislerin nesneler hakkında bilgileri
bulup paylaşabilme yolunu gösterir. Bu yüzden sürekli olarak mevcut olmalıdır.
Rehberlik sistemi yazılımsal ve donanımsal arızalara karşı dayanıklı olmalı ve
yönetimsel etkinlikler sırasında kullanılmaya hazır olmalıdır. Örneğin,
kayıtlar değiştirilirken veya veritabanı yedeklemesi yapılırken, normal
çalışması etkilenmemelidir.
Modern rehberlik servislerinde yüksek elde edilebilirlik oranına erişmek üzere,
rehberlerin birden fazla kopyası "replikasyon" adı verilen bir teknik
ile birçok bilgisayara dağıtılır. Bu önlem sayesinde, sunuculardan biri
çalışamaz hale gelse bile, diğer bilgisayarlar üzerinde bulunan kopya
sayesinde, isim servisi çalışmaya devam eder.
Rehberlik sistemlerinde ve dolayısıyla dağıtık bir mimariye sahip
intranet'lerde "güvenlik", önemli bir konudur. Bu tür ortamlarda
bulunan bir güvenlik sisteminden beklenen minimum iki şey vardır:
İnternet/intranet/ekstranet
uygulamalarının önünü açan temel teknolojilerden biri, rehberlik servisleridir.
Bu alanda, "LDAP(Lightweight Directory Access Protocol)" standart
haline gelmiştir. LDAP, OSI'ın rehberlik ve kaynak yönetimine yönelik X.500
belirtiminin(specification) damıtılmış halidir.
Dosya erişim protokolleri
Gelişen İnternet teknolojileri içinde, hala bazı bileşenler evrim geçirerek,
bir standardizasyona ulaşılmayı beklemektedir. Bu bileşenlerden biri, "Web
istemci dosya erişimidir". Bu alanda sözü edilen en az iki belirtim
mevcuttur. Bunlar:
NFS,
on yıldan fazla bir süre, TCP/IP ağları üzerinde de facto "dosya
erişim" protokolü olarak kullanılmıştır. İlk ortaya çıkarılışından beri
Sun, NFS'in özelliklerini çeşitli kereler terfi ettirmiştir. Daha sonraları
Microsoft, WebNFS'e karşı CIFS'ı ortaya atmıştır. Microsoft'un beklentisi,
CIFS'ın eninde sonunda HTTP'nin yerini almasıdır.
WebNFS, sunucu tabanlı NFS'in bir uzantısıdır. Bu sayede, WebNFS ile bir
internet/intranet ortamında sunuculara erişerek dosya veya rehberler üzerinde
işlemler yapılabilmektedir. Bu şekilde, uzaktaki veritabanlarında yer alan
verilere doğrudan doğruya erişebilen uygulama yazılımları yazılabilir. Bu işlem
geleneksel FTP ile gerçeklenemez çünkü, FTP verinin içinde bulunduğu dosyanın
isteği yapan platforma taşınmasını gerektirmektedir. NFS'in bazı özellikleri
şunlardır:
Microsoft, X/Open'ın SMB protokolünü alarak, kendine uyarlamış ve CIFS'ı ortaya çıkarmış ve IETF'ye bir standart olarak önermiştir. SMB, dosyaları, yazıcıları ve ilintili bilgiişlem kaynakları paylaşmak üzere kullanılan bir intranet protokolüdür. Windows 9x ve NT, diğer Windows platformlarıyla dosya paylaşımını benzer bir protokol ile gerçekleştirmektedir. CIFS versiyonunda SMB, sadece dosya erişimi görevleriyle ilgili olarak çalışır. CIFS'in bazı özellikleri şunlardır:
Şimdilik
WebNFS, daha eski geçmişi nedeniyle CIFS'a göre daha olgun durumdadır. Diğer
birçok alanda olduğu gibi, Microsoft ve Sun Microsystems, "dosya
erişimi" protokolleri alanında da kapışmış gözükmektedir.
Dağıtık nesneler ve IIOP
İsmin ifade ettiği gibi, "dağıtık nesneler", yazılımsal modüllerin ya
aynı sistem içinde ya da bir ağ üzerinde coğrafi olarak dağıtılması durumunu
belirtir. Yazılım geliştiricilerin karşı karşıya kaldığı temel teknik problem,
nesneler arasındaki "birlikte çalışabilirlik(interoperability)"tir.
Nesne tabanlı(OO: Object Oriented) teknoloji, birlikte uyumsuz olan unsurların
ortak bir protokol etrafında birleştirilebilme sürecine yardımcı olması
nedeniyle, özellikle dağıtık nesnelerin yönetiminde yararlı bir şekilde
kullanılabilir. Dağıtık nesneler, büyük, çoklu platform içeren ağlardan oluşan
C/S(istmeci/sunucu) mimarilerde önemlidir.
Bu amaçla geliştirilmiş çeşitli standartlar mevcuttur. Bunlardan bazıları:
Bu
standartların çoğu OMG'nin CORBA'sına dayalıdır. Bunların her biri kendi
platformlarında kısıtlanmak koşulu ile gayet olurlu biçimde çalışmasına
karşılık, diğerleriyle birlikte çalışması istendiğinde dramatik bir biçimde
başarısız kalmaktadırlar. Fakat, CORBA 2.x ve sonraki sürümlerinde ve özellikle
IIOP belirtiminde(Spek), birlikte çalışabilirlik konusunda önemli adımlar
atılmıştır.
Dağıtık nesneler, dağıtık yazılım modülleri arasındaki iletişim için, bir
dereceye kadar tam olmayan bir çözüm yaklaşımı sunar. Daha fazla doğruluk elde
etmek için, yazılım geliştirici operasyonun ince ayarını yapmak üzere tek bir programlama
dili kullanma üzerine odaklaşmalıdır. Bu yapıldığında ise, farklı işletim
sistemleri üzerinde koşan programlar arasındaki "birlikte
çalışabilirlik" bozulmaktadır.
IIOP, Web ve dağıtık nesne arenasında önemli bir protokol haline gelmiştir.
IIOP, TCP/IP üzerinde ORB 'den ORB'ye(Object Request Broker) mesajlaşmanın
nasıl oluştuğunu belirler. IIOP, OMG'nin "General İnter-ORB
Protocol(GIOP)"nun bir alt kümesidir. GIOP, bir ağ üzerinde farklı
üreticilerin ORB'lerinin birlikte çalışabilirliğini tanımlar. IIOP ise, GIOP'u
TCP/IP üzerine taşır. TCP/IP, Web için iletişim desteği sağladığından, IIOP
dağıtık nesne teknolojisinin anahtar bileşenlerindendir. Artık dağıtık
nesnelerin, sadece kendilerine özgü ağlar üzerinde kullanılma durumu sona
erdirilerek, Web ve dolayısıyla kurum intranet'leri üzerinde de kullanılmaları
mümkün hale gelmiştir.