UYDU ÜZERİNDEN PAKET HABERLEŞME SİSTEMLERİ

 

             Şu anda hizmet vermeye başlamış olan uydu kişisel haberleşme sistemleri, yakın bir gelecekte yeni operatörlerin de hizmete başlamasıyla yaygınlığa kavuşacak. Gelecekte GSM benzeri yere bağımlı hareketli şebekelerle de uyumlu çift ya da çok kullanımlı terminallerin pazara çıkması bekleniyor.

 

           Eşzamanlamasız Aktarım Modu (ATM) - Çerçeve Aktarımı (FR)

           Frame Relay “Çerçeve Aktarımı-FR” kullanımındaki artışın 20. yüzyıl sonuna kadar süreceği desteklemektedir.
Frame Relay’in bu denli başarılı olması, hiç şüphesiz teknolojik basitliği ve özellikle kiralık devre teknolojilerine kıyasla 30-50% arasında sağladığı tasarruf ile ilgili pazar bilincinin oluşmasıdır. Frame Relay, veri uygulamaları için kanıtlanmış bir teknoloji olup ağ yapıları yelpazesinde özgün bir yere oturmuştur. Frame Relay’i ilk önce Yerel Alan Ağları’nın Geniş Alan Ağı’na tümleştirme gereksinimi sürmüş ardından SNA, ses ve video trafik profilleri FR kullanımını çeşitlendirmiştir.
Frame Relay’in kullanıcı cihazlarında ucuz ve basit güncellemeler ile gerçekleştirilmesi, teknolojinin kullanımını teşvik eden önemli bileşenlerdir. Öte yandan, ATM teknolojisi üzerindeki büyüme henüz yeterince hız kazanmamıştır. Ancak ses-veri ve video trafiklerinin aynı transmisyon olanağı üzerinden servis kalitesini sağlayacak şekildeki iletimi ile ilgili yarar beklentisi de oluşmuştur.
Günümüzde ATM; servis sağlayıcı çekirdek ağ teknolojisi ve Yerel Alan Ağları’na alternatif teknoloji olarak öngörülmektedir.
Gerçekte her iki konfigürasyon, uç-kullanıcı uygulamalarının sadece veri kısmını adreslemektedir. Frame Relay servisine olan yüksek talep, servis sağlayıcıları, yüksek-hızlı omurga gereksinimlerinin karşılanabilmesi amacıyla, ATM yayılımını hızlandırmaya itmektedir. Öte yandan, Frame Relay Forum Standartları’nın belirlediği hızı aşan kullanıcı gereksinimleri de ATM yayılımını hızlandırmaktadır. Yoğun port gereksinimi olan kullanıcı kuruluş yerleri ses ve/veya video kullanımının da destekleneceği yerler olarak belirmekte, bu nedenle bu portlar potansiyel ATM Kullanıcı/Ağ Arayüzü “UNI”tabanlı portlar olarak öngörülmektedir.
Sadece kiralık devre yerine geçmesi özelliği ile karşılaştırıldığında ATM, her ne kadar Frame Relay’e çok benzerse de, ATM kullanımının uç kullanıcı cihazı seviyesinde hem donanım hem de yazılım güncellemesine gereksinim göstermesi nedeniyle en azından ucuz kullanım açısından Frame Relay’den farklılık gösterir. Belirtilen maliyet farkı, şirket bünyesindeki birkaç yer için makul görülebilirse de, genel ATM kullanımının ekonomik olmayacağı açıktır.
Yukarıda açıklandığı gibi, Frame Relay-ATM (Kalıcı Sanal Devre-PVC) birlikteliği özellikle Internet erişiminin sağlanması amacıyla Internet Servis Sağlayıcılarınca da talep edilmektedi
Frame Relay/ATM birlikteliği uygulama alanları Taşıyıcı ve Kurum Ağları olarak öngörülmektedir.

 Taşıyıcı Uygulamaları :
Frame Relay ATM birlikteliğinin standartlara uygun uygulama gereksiniminin iki temel bileşeni vardır. Bunlardan birincisi, Frame Relay terminal ile ATM terminal arasındaki bağlaşımdır. Bu senaryoda FR-ATM birlikteliğinin taşıyıcı anahtarlama cihazı ile uç-kullanıcı cihazı arasındaki ortakçalışırlığı kritiktir. İkinci bileşen ise, Frame Relay trafiğinin ATM ağları üzerinden taşınmasını sağlayacak ağ içi bağlaşımdır. Bu uygulamada ise, gerek taşıyıcı ağda kullanılan farklı anahtarlama birimleri arasındaki gerekse iki taşıyıcı ağ arasındaki B-ICI “Broadband Inter Carrier Interface” ortak çalışırlığı kritiktir.Tipik uygulama yöntemi, ağ tümleştirme özelliğine sahip anahtarlama cihazı kullanmak suretiyle kamu ATM servisine abone olunmasını ve uzak uç birimlerce iletilebilecek farklı trafik profillerinin konsolidasyonunu kapsamaktadır.

           Frame Relay - ATM birlikteliği bağlantı sınıfları

Bu bölümde ATM/FR birlikteliğini sağlayan Magellan/Passport özelliklerinden bahsedilecektir.
Frame Relay / ATM birlikteliğinin Passport anahtarlama birimleri üzerinden sağlanmasında iki bağlantı sınıfı tanımlanmaktadır;

         Frame Relay - ATM Servis Birlikteliği

 Frame Relay - ATM servis birlikteliği, Frame Relay kullanıcı uç cihazının ATM kullanıcı uç cihazı ile görüşmesini sağlar.

 FR-ATM servis birlikteliği ile, Passport üzerinde FR-ATM servisinin Passport ATM servisi ile karşılıklı görüştürülmesi sağlanır. Bu bağlantı sağlandıktan sonra ATM bağlantısı herhangi başka bir ATM ağına veya ATM uç cihaza uzatılabilir.
 
FR-ATM servis birlikteliği, FR-UNI ile ilgili ve FR/ATM birlikteliği ile ilgili fonksiyonlar olmak üzere iki temel fonksiyonu gerçekleştirir.

Frame Relay UNI ; Çerçeveler, Frame Relay arabirimi üzerinde 10-bit adreslik “data link connection identifier (DLCI)” ile tanımlanırlar. Herbir sanal bağlantıya ait çerçevelerin kendine özgü DLCI değerleri vardır. Bu sayede tek bir fiziksel erişim kanalı üzerinden, farklı yerlere sanal bağlantılar gerçekleştirilir.

Herbir bağlantı için, kullanıcı veri iletim düzlemindeki (U-düzlemi) taşıyıcı servis aşağıdaki işlevleri sağlar:

FR-ATM Birlikteliği

FR-ATM servis birlikteliği ANSI ve ITU standartlarını desteklemektedir ve Frame Relay Forum uyumludur.

Frame Relay Forum “Implementation Agreement” FRF.3, IETF RFC 1490 ve ANSI T1.617 Annex G standarlarını temel alarak, çoklu protokol trafiğini Frame Relay çerçeveleri üzerinden taşıma prosedürlerini tanımlar. IETF RFC 1483 ise çoklu protokol trafiğini ATM AAL5 paketleri ile aktarma prosedürüdür.

Frame Relay’den ATM bağlı cihaza giderken, Q.922 ana çerçeve başlığı alınır, ve Frame Relay Q.922 PDU “payload” başlık kısmı incelenir. Protokol tipine bağımlı olarak, FRF.3 “encapsulation” başlığı, ilgili RFC 1483 “encapsulation” başlığı ile değiştirilir. Çerçevelerin içeriği, ATM kullanıcıya veya ATM ağa, çoklu protokol ve AAL5 enkapsüle edilerek hücreler halinde iletilir.

ATM'den Frame Relay’e gidiş yönünde ise, ATM AAL5 CPCS PDU payload başlığı incelenir. Protokol tipine göre, RFC 1483 “encapsulation” başlığı, ilgili FRF.3 “encapsulation” başlığı ile değiştirilir. Q.922 ana frame başlığının taşıdığı DLCI değeri daha sonra gönderilen frame’e eklenir.

         FR-ATM Gateway

FR-ATM birlikteliği iki ayrı alt-ağ’ın gateway fonksiyonları ile birbirleriyle görüşmesini sağlar. Bu uygulama ile çerçeve/hücre tabanlı alt-ağ’daki Frame Relay servisleri ile ATM alt-ağ’ındaki ATM servisleri birlikte çalışabilirler (Şekil : 2) .

Böylece kullanıcılar Frame Relay bağlantılarını mevcut Frame Relay şebekesinde bırakırken, yeni bağlantıları ATM olarak yapabilirler.

FR-ATM gateway ile, Frame Relay arabirimi ( FR UNI veya FR NNI) üzerinden gelen Frame Felay trafiğinin ATM hücrelerine dönüşümü sağlanır. Aynı şekilde ATM arabirimden gelen hücreler, gateway üzerinde frame relay trafiğine dönüştürülür. Gateway üzerinde gerçekleştirilen fonksiyonlar FR-ATM servis birlikteliği fonksiyonları ile aynıdır.Sonuç olarak Frame Relay’in kullanıcı cihazlarında ucuz ve basit güncellemeler ile gerçekleştirilmesi, teknolojinin kullanımını teşvik eden önemli bileşenlerdir. Öte yandan, ATM teknolojisi üzerindeki büyüme henüz yeterince hız kazanmamıştır. Ancak ses-veri ve video trafiklerinin aynı transmisyon olanağı üzerinden servis kalitesini sağlayacak şekildeki iletimi ile ilgili yarar beklentisi de oluşmuştur.

Sadece kiralık devre yerine geçmesi özelliği ile karşılaştırıldığında ATM, her ne kadar Frame Relay’e çok benzerse de, ATM kullanımının uç kullanıcı cihazı seviyesinde hem donanım hem de yazılım güncellemesine gereksinim göstermesi nedeniyle en azından ucuz kullanım açısından Frame Relay’den farklılık gösterir. Belirtilen maliyet farkı, şirket bünyesindeki birkaç yer için makul görülebilirse de, genel ATM kullanımının ekonomik olmayacağı açıktır.
Pazar gerçekleri ATM servislerine talebi Frame Relay’in süreceğini desteklemekte ve hem üreticileri hem de servis sağlayıcıları Frame Relay -ATM PVC birlikteliğini içerecek olanaklar sunmaya zorlamaktadır.

ATM (ASYCHRONOUS TRANSFER MODE )ESZAMANSIZ AKTARIM MODU)

        Her gecen gun kendini daha guclu hissettiren bilgi cagi kosullari, bilginin daha yogun ve guvenli gonderimi bilgi otoyollarini zorunlu kilmaktadir.ATM teknolojisi ,kullanicilarin genis alanda yuksek hiz ve esnek bant ihtiyaclarini karsilamakta ve tum dunyada tek cozum olarak yayginlasmaktadir.Giderek buyuyen coklu ortam uygulayicilarinin ag uzerindeki hareketi icin ses,goruntu ve veriyi ortak olarak tasiyabilecek Broadband ISDN (Genis bantli tumlesik sayisal hizmet agi) modeli ortaya atiliyor ve bu agin anahtarlama ,iletim fonksiyonlarini gerceklestirmek uzere ATM temel olarak seciliyor.ATM,; telefon gorusmelerinden, coklu ortam uygulamalarina ve yuksek kaliteli gorutulere kadar her turlu veriyi aktarabiliyor.
ATM kullanici bilgilerini hucre adi verilen sabit ve kisa uzunluklu paketler halinde aktaran eszamansiz bir paket halinde aktaran es zamansiz bir paket anahtarlama teknolojisidir.Bir ATM hucresi 53 Byte uzunlugundadir.5 Byte baslik 48 Byte ise sadece veri tasiyabiliyor.Ses ve goruntunun bir arada yuksek hizlarda ayni ortamda iletimine olanak sagliyor.ATM teknolojisi ulusal internet alt yapi agi olarak kurulmakta dır .ATM ile ;
-daha hizli erisim,
efekt bant genisligi ,
servis kalitesi,
ses,veri goruntu ve multi medya uygulamalarini anahtarlama olagini mumkun olacaktir. Bilindiği üzere kullanıcıların geniş alanda yüksek hız ve esnek band ihtiyaçlarını karşılamada ATM teknolojisi bütün dünyada tek çözüm olarak kullanılmaktadır Giderek büyüyen çokluortam uygulamalarının ağ üzerindeki hareketi için ses, görüntü ve veriyi ortak olarak taşıyabilecek Broadband ISDN (genişbantlı tümleşik sayısal hizmet ağı) modeli ortaya atılıyor ve bu ağın anahtarlama ve iletim fonksiyonlarını gerçekleştirmek üzere ATM (Asynchronous transfer mode) temel olarak seçiliyor. ATM telefon görüşmelerinden çokluortam uygulamalarına, yüksek kaliteli görüntülere kadar her tür veriyi aktarabiliyor .

ATM kullanıcı bilgisini hücre adı verilen sabit ve kısa uzunluklu paketler biçiminde aktaran eşzamansız (asenkron) bir paket anahtarlama teknolojisidir. Bir ATM hücresi 53 byte uzunluğunda, 5byte başlık, 48 byte salt veri taşıyor.

Bu konuda çalışmalara kuruluşumuzca başlanmış olup, ses, veri ve görüntünün birarada yüksek hızlarda, aynı ortamda iletimine olanak sağlayan ATM teknolojisi ulusal internet alt yapı ağı olarak kurulmakta olan TTNET şebekesinde kullanılmaktadır. Bu şebekenin Ülke genelinde yaygınlaştırılarak tüm illere kurulması planlanmıştır. Bu kapsamda Ankara, İstanbul, İzmir, Adana, Antalya, Samsun ve Kayseri illerinde çekirdek düğüm noktaları kurularak bu noktalar 155 Mb/s hızında ATM protokolü ile diğer bütün iller ve Lefkoşe 34 Mb/s veya 2 Mb/s hızında ATM protokolü ile birbirlerine bağlanacaktır. Toplam ATM erişim port kapasitesi 92'dir ATM (asynchronous transfer mode), bir paket anahtarlama teknolojisidir. ATM, verileri byte buyuklugunde hucrelere (cell) ayIrIr ve aynI anda 53 hucrelik paketler halinde iletir.  ATM, daha cok donanIm tabanlIdIr ve yuksek veri isleme/iletme hIzlarI elde edilebilir. En cok kullanIlan standart hIzlar, 155 Mbps ve 622Mbps dir. 10Gbps hIzlara kadar da cIkIlmIstIr (1996 sonu itibarIyla). ATM, BISDN protokolunun de en temel elemanIdIr.


FRAME RELAY

  Frame relay kullanıcılara geniş alan ağları üzerinden yüksek hızlarda servis alma imkan veren , esnek bant genişliği kullanımını sağlayan, kiralık hatlara göre daha verimli ve ucuz bağlantı imkanı sağlayan bir servistir. Tek bir fiziksel hat üzerinden birden fazla nokta ile görüşme olanağı sağlanmaktadır.

FRAME RELAY çerçeve anahtarlamalı data şebekesi olup, kurumlara geniş alan ağları üzerinden yüksek hızlarda servis alma imkanı veren, esnek bant genişliği kullanımını sağlayan, kiralık hatlara göre daha verimli ve ucuz bağlantı FRAME RELAY

Frame Relay, verilerin cok yuksek hIzlarda dijital netwok-ler uzerinden iletilmesini saglayan bir teknolojidir. Veriler, "Frame" olarak adlandIrIlan paketler halinde iletilir. Frame Relay, veri aktarImI suresince, kesintisiz ve sadece o verinin iletilecegi (dedicated) baglantIlar uzerinden yapIlIr. Bu yuzden, ses ve normal data iletisiminde pek uygun olmadIgInI soyleyebiliriz. Frame Relay'de, iletilen paketler icin "iletim sIrasInda herhangi bir anda" hata kontrolu yapIlmaz. Verinin iletilecegi nokta hata kontrolunden sorumludur. Bunu sonucunda, paket iletim hIzlarI cok yuksektir ve yaklasIk 1.5-2MBit/saniye mertebelerine cIkabilir


Kullanicilara genis alan aglari uzerinden yuksek hizlarda servis alma imkani veren ,esnek bant genisligi kullanimi olan kiralik hatlara gore daha verimli ve ucuz baglanti imkani veren bir servistir.
Frame Relay uc noktalar ve ag arasinda veri tasimasi ve sinyallesmesi ile ilgili ara yuzu tanimlar.Bu ara yuz birden fazla kullanicinin haberlesme kaynaklarini birbirleriyle paylasmalari esasina dayanir.Ve bu aga baglanan tek bir fiziksel hat araciligiyla birden fazla nokta ile iletisim imkani saglanir.Bu noktada iki uc arasinda surekli ayrilmis bant genisligi yerine, gereksinim duyuldukca kisa zaman araliklarinda kullanilan daha yuksek bant genislikleri soz konusu olur.Bu fiziksel hat uzerinden birden fazla nokta ile yapilan sanal baglantilar degisik yapilara sahip olup aglardaki kiralik devrelerle karsilastirildiginda gerek duyulan devre sayisi azalmakta ve maliyet dusmektedir.
Patlamali bir trafik modeline sahip olan LAN( local area network;yerel alan agi) kullanicisini kiralamasi gereken bant genisligi , zaman zaman kullanildigi maximum trafik gereksinmesine gore hesaplanir.Ancak kullanicinin gun icerisinde ihtiyac duydugu bant genisligi daha dusuk oldugu icin alinan kiralik hat gunun belli saatlerinde verimli kullanilsa dahi , diger saatlerde atil olarak kalir, ve kullanici kullanmadigi bant genisligi icin ucret oder.
Frame Relay kullanicinin genis alanda (WAN) ihtiyaci olan yuksek bant genisligini saglamak ve patlamali trafik modelini en iyi sekilde tasiyabilmesi icin gelistirilmis yuksek hizli bir iletisim teknolojisidir.Dusuk hizlardan baslayarak 2 MBps ,34MBps,50 Mbps ye varan hiz seviyelerinde servis imkani saglar.
Bu sistemde uc kullanici cihazlari (pc vb.) uzerindeki TCP/IP temelli uygulamalarin hata denetim ve duzeltme mekanizmalari dikkate alinmis ve bu nedenle cok yuksek islem hizlarina cikmak mumkun olmustur.Frame Relay pazarinin cogunlunu LAN trafigi olusturmaktadir. Kullanicilarin Frame Relay’in kiralik hatlara gore yuzde 15 - 30 arasinda indirim olanagi saglamasi nedeniyle LAN-LAN baglantisi ragbet gormus olup gunumuzde internet erisiminde oldukca yaygin olarak kullanilmaktadir.Ozellikle yuksek hizli servis saglayici WWW( world wide web) baglantilarinda Frame Relay servisi kullanilmaktadir.Bircok servis saglayicinin temel agi Frame Relay teknolojisi ile kurulmustur.Bu servis uzerinden ses iletiminde hizla buyumesi beklenmektedir.Frame Relay ‘in ATM ile entegre olmasi ona cazip kilan bir husustur.

                                            

                                         İNTERNETİN TARİHÇESİ

 

Internet’in ortaya çikisi Amerikan Federal Hükümeti Savunma Bakanligi’nin arastirma ve gelistirme kolu olan “Savunma Ileri Düzey Arastirma Projeleri Kurumu”na (DARPA - Defense Advanced Research Project Agency) dayanir. 1969’da çesitli bilgisayar ve askeri arastirma projelerini desteklemek için Savunma Bakanligi ARPANET adinda paket anahtarlamali bir ag tasarlamaya basladi. Bu ag, ABD’deki üniversite ve arastirma kuruluslarinin degisik tipteki bilgisayarlarini da içererek büyüdü. 1973 yilinda, ag için bir protokol seti gelistirmek amaciyla Stanford Üniversitesi’nde - daha sonra BBN (Bolt Beranek ve Newman)’in ve University College, London’in da dahil oldugu - bir internetworking projesi baslatildi. 1978’e kadar “Iletim Kontrol Protokolu”nun (TCP - Transmission Control Protocol) dört uyarlamasi gelistirildi ve denendi. 1980’de bu küme sabitlesti ve ARPANET’bagli bilgisayarlar arasindaki iletisimi kolaylastirdi. 1983’te tüm ARPANET kullanicilari Iletim Kontrol Protokolu/Internet Protokolu (TCP/IP) olarak bilinen yeni protokole geçis yaptilar. O yil TCP/IP, ARPANET’i de içeren Savunma Bakanligi Internet’inde kullanilmak üzere standartlastirildi.

ARPANET, Haziran 1990’da kullanimdan kaldirildi. Yerini ABD, Avrupa, Japonya ve Pasifik ülkelerinde ticari ve hükümet isletimindeki omurgalar (backbone) aldi. ARPANET’in kaldirilmasina ragmen, TCP/IP protokolu kullanilmaya devam etti ve gelisti. Simdi bu kisa özeti biraz daha açarak anlatalim.

Internet, bilgisayar ve haberlesme dünyasini daha önce hiç görülmedik bir sekilde etkilemistir. Telgraf, telefon, radyo ve bilgisayarin icadi ile bu hizmetler entegre hale getirilmistir. Internet, dünya çapinda bir yayin özelligi, bilgilerin paylasimi için bir mekanizma ve cografi yerlerinden bagimsiz olarak bilgisayarlari birbirine baglayan bir ortamdir.

Internet, önemli yararlar saglayacak yatirimlara ve arastirma ve bilgi altyapisini gelistirme için yapilan vaatlere en güzel örnegi teskil eder. Paket anahtarlama konusunda baslayan ilk arastirmalarla birlikte Amerikan hükümeti, endüstri ve akademik kuruluslar bu yeni teknolojiye büyük ilgi gösterdiler. Günümüzde sikça rastladigimiz "metehan@itu.edu.tr" veya "http://www.itu.edu.tr" gibi terimler artik insanlarin ortak dili olmaya baslamistir.

Internet’in gelisim tarihçesi 4 farkli noktaya dayanir. Birincisi paket anahtarlama konusundaki arastirmalar sayesinde teknolojik gelismeler, ARPANET ve bilgi altyapisinin boyutlarini ölçekleme, performans ve yüksek seviye fonksiyonelligi gibi noktalara çekme istegidir. Ikinci nokta, yönetim bazinda global ve karmasik bir bilgi altyapisi gereksiniminin görülmesidir. Üçüncüsü, toplumsal açidan teknolojik gelismenin saglanmasi ve büyük bir haberlesme aginin kurulmasi gereksinimidir. Dördüncü nokta ise, genis bir bilgi altyapisi içinde arastirma sonuçlarinin etkin bir sekilde paylasimini saglamak amacinda olan ticari bakistir.

Internet günümüzde genel olarak Ulusal Bilgi Altyapisi adi verilen yaygin bir bilgi altyapisinin protipi durumundadir. Internet’in tarihi oldukça karmasiktir ve teknolojik, yönetimsel ve toplumsal bakis açilarini içerir. Dolayisiyla Internet'in etkisi sadece bilgisayar haberlesmesinin teknik alanlari ile sinirli kalmayip toplum yasayisina da yansimistir.

Internet'in Temelleri

Bilgisayar aglari sayesindeki toplumsal etkilesim konusu üzerinde ilk tanimlamalar, MIT (Massachusetts Institute of Technology)'den J.C.R. Licklider tarafindan 1962 Agutos'unda yazilan makaleler ile yapilmistir. Bu makaleler "Galactic Network" kavramini inceler. Bu makalelerde, insanlarin bulunduklari yerlerden bagimsiz bir sekilde bilgiye çabuk bir sekilde erisebilmeleri ve bilginin paylasimi tasavvur ediliyordu. Bu yaklasim, bugünkü Internet ile büyük bir paralellik gösteriyordu. Licklider, Ekim 1962'de DARPA(Defense Advanced Research Projects Agency)'da baslayan bilgisayar arastirma programinin ilk yöneticisidir. DARPA'da bulundugu süre içinde haleflerinden Ivan Sutherland, Bob Taylor ve MIT arastirmacilarindan Lawrence G. Roberts'i bilgisayar aglarinin önemi konusunda ikna etmeyi basarmistir.

MIT'den Leonard Kleinrock , paket anahtarlama teorisi ile ilgili ilk makaleyi Temmuz 1961'de, ilk kitabi ise 1964'te yazmistir. Kleinrock, bilgisayar haberlesmesinde paket anahtarlama kavraminin devre anahtarlamaya göre daha etkin bir çözüm oldugu konusunda Roberts'i ikna etmeyi basarmistir. Bu olay, bilgisayar aglarina dogru giden yolda önemli bir adim olmustur. Diger bir önemli adim da bilgisayarlarin birbirileri ile haberlesmesini saglamak olmustur. Bunu denemek için 1965'te Roberts, Thomas Merrill ile birlikte Mass.'taki bir TX-2 bilgisayari ile California'daki bir Q-32 bilgisayarini düsük hizli dial-up telefon hatti üzerinden birbirileri ile haberlestirmeyi basarmistir. Bu kurulan ilk genis-alan(wide-area) bilgisayar agi olmustur. Bu deney göstermistirki, zaman-paylasimli bilgisayarlar birbirileri ile iyi bir sekilde çalisabilmekte ve verilerini paylasabilmektedir. Devre anahtarlamali telefon sistemleri ise bu is için uygun degildir. Kleinrock paket anahtarlama konusundaki gereksinimi kabul ettirmistir.

1966'da Roberts, DARPA'da bilgisayar aglari kavramini gelistirdi. 1967'de planlarini ARPANET adi altinda yayinladi. Makalesini anlattigi konferansta paket anahtarlama konusunda NPL'den Donald Davies ve Roger Scantlebury tarafindan yazilmis baska bir makale daha tanitildi. RAND grubu adindaki baska bir arastirma grubu da askeri alanda güvenlik için paket anahtarlamali aglar konusunda 1964'te bir makale yazmistir. 1961-1967 yillari arasinda MIT'te, 1962-1965 yillari arasinda RAND'ta ve 1964-1967 yillari arasinda da NPL'de paket anahtarlama konusunda birbirinden habersiz paralel çalismalar yapilmistir. "Paket" sözcügü NPL'deki çalismalarda ortaya çikmistir.

ARPANET tasarimindaki hat hizi da 2.4 kbps'ten 50 kbps'e yükseltilmistir. Agustos 1968'te Roberts ve DARPA üyeleri, ARPANET konusundaki spesifikasyonlari netlestirdikten sonra DARPA tarafindan Interface Message Processors(IMP) adi verilen ilk paket anahtarlarini tanitan bir RFQ yayinlandi. RFQ, Aralik 1968'te Frank Heart liderliginde Bolt Beranek ve Newman(BBN)'de kabul gördü. BBN ekibi IMP'ler üzerinde çalisirken Bob Kahn, ARPANET'in mimari tasariminda önemli bir rol oynamistir. Ag topolojisi ve ekonomisi, Roberts ile birlikte çalisan Howard Frank ve Network Analysis Corporation ekibi tarafindan tarafindan tasarlanmis ve optimize edilmistir. Ag ölçüm sistemi ise UCLA'da Kleinrock'un ekibi tarafindan hazirlanmistir.

Kleinrock'un paket anahtarlama teorisini gelistirmesi ve bu konu üzerindeki analiz, tasarim ve ölçümleri nedeniyle UCLA'daki Ag Ölçüm Merkezi(Network Measurement Center) ARPANET'in ilk dügümü olarak seçilmistir. Eylül 1969'da tüm bu çalismalar bir araya getirilerek BBN ilk IMP'yi UCLA'da kurmus ve ilk bilgisayar aga baglanmistir. Stanford Research Institute(SRI)'den Doug Engelbart'in "Augmentation of Human Intellect" isimli projesi ikinci bir dügüm olmustur. SRI, Ag Bilgi Merkezi'ni Elizabeth Feinler ile desteklemis, adres dönüsümü için gerekli tablolari tutmus ve RFC'leri saglamistir. SRI, ARPANET'e baglandiktan sonra ilk host-to-host mesaj, Kleinrock'un laboratuvarindan SRI'ya gönderilmistir. Iki yeni dügüm olarak UC Santa Barbara ve Utah Üniversitesi de baglanmistir. Bu iki yeni dügümde degisik uygulamalar ag üzerinde gerçeklenmistir. 1969'larin sonunda 4 bilgisayar ilk ARPANET'i olusturmus oldu. Böylece Internet'in ilk tomurcugu yesermis oldu. Bu ilk günlerde bile bilgisayar aglari altyapisi ve aglarin nasil kullanilacagi konusunda sorular belirmisti. Bugün de yine bu konu üzerinde çalismalar devam etmektedir.

Ilerleyen yillarda bilgisayarlar hizla ARPANET'e baglanmistir ve Host-to-Host protokolu ve diger ag yazilimlari üzerinde çalismalar devam etmistir. Aralik 1970'de Ag Çalisma Grubu(NWG), S. Crocker liderliginde Network Control Protocol(NCP) adi verilen ilk ARPANET Host-to-Host protokolunu tamamladi. 1971-1972 yillarinda ARPANET siteleri NCP'yi yükledikten sonra ag kullanicilari uygulama gelistirmeye baslamistir.

Ekim 1972'deki Uluslararasi Bilgisayar Haberlesmesi Konferansinda ARPANET'in çok basarili bir sunumu Kahn tarafindan yapilmistir. Bu yeni ag teknolojisinin ilk tanitimi idi. Yine 1972'de ilk uygulama olan "elektronik posta" hizmeti de tanitildi. Mart ayinda BBN'den Ray Tomlinson, email için mesaj gönderme ve alma programlarini yazdi. Daha sonra Roberts, buna ek olarak bazi yeni uygulamalar(list, file, forward, respond gibi) gelistirmistir. Bundan dolayidir ki email en yaygin ag uygulamasidir. Bu olay, bugün gördügümüz pekçok farkli uygulamanin da habercisi olmustur (WWW gibi).

Ilk Internet Kavramlari

Ilk ortaya çikan ARPANET, büyüyerek Internet olmustur. Internet, pekçok farkli tasarima sahip birbirinden bagimsiz aglarin varligi fikrine dayanir. Paket anahtarlamali ag olan ARPANET ile baslayan süreç daha sonra paket uydu aglari, yer tabanli paket radyo aglari ve diger aglar ile devam etmistir. Bugünkü Internet, açik mimarili ag adi verilen bir kavrama dayanir. Bu yaklasima göre herhangi bir ag teknolojisinin seçimi, özel bir ag mimarisi ile sinirlanamaz, kullanici tarafindan serbestçe seçilebilir ve diger teknolojilere de uygun hale getirilir. Bu yeni teknolojinin ortaya çiktigi yillarda kullanimda olan tekniloji devre anahtarlama idi. Yukarida da belirtildigi gibi Klienrock, paket anahtarlamanin çok daha iyi bir yöntem oldugunu ispatlamisti.

Açik mimarili bir agda, ayri ayri her ag bagimsiz olarak tasarlanabilir ve üretilebilir. Ayrica her biri kendine özel bir arayüze sahip olabilir. Her ag, özel bir ortama ve kullanici isteklerine göre tasarlanir. Genel olarak aglarin tipi ve cografi konumlari konusunda bir sinirlama yoktur ancak bazi özel kisitlamalar olabilir.

Açik mimari kavrami ilk olarak 1972'de Kahn tarafindan ortaya atilmistir. Bu çalisma paket radyo programinin bir parçasi idi ve "Internetting" olarak adlandirilmistir. Bu asamada NCP'de bazi eksiklikler görülmüstür. NCP'nin end-end güvenilirligi saglamadigi görüldü. Bazi paketler kayboldugu zaman protokol ya da uygulamalar hata mesaji vermelidir. Bu modelde ise NCP'nin böyle bir özelligi yoktur. Mevcut tek ag ARPANET oldugundan ve hata ihtimali de az oldugundan buna ihtiyaç duyulmamistir.

Bundan dolayi Kahn, açik mimarili aglari destekleyecek sekilde yeni bir protokol gelistirmeye karar vermistir. Bu protokol TCP/IP (Transmission Control Protocol/Internet Protocol)'dir. NCP daha çok bir cihaz sürücü programi gibi iken bu protokol bir haberlesme protokolu gibidir. Kahn'in ilk düsüncelerinde dört önemli kural vardi:

·        Her bagimsiz ag, herhangi bir degisiklige gerek duyulmadan Internet'e baglanabimelidir.

·        Aglar arasi haberlesme en iyiye gayret(best effort) ilkesine dayanir. Bir paket hedefe ulasmamissa kaynak tarafindan tekrar gönderilmelidir.

·        Aglari birbirine baglamak için daha sonra geçit(gateway) ve yönlendirici(router) adi verilecek olan siyah kutular kullanilacaktir.

·        Uygulama düzeyinde global bir kontrol yoktur.

Isaret edilmesi gereken diger önemli noktalar ise sunlardir:

·        Kaybolan paketlerin haberlesmeyi kesmemesi ve bu paketlerin yeniden gönderilmesi.

·        Host to host "pipelining" ile ayni anda pekçok paketin gönderilmesi.

·        Paketlerin yönlendirilmesi için geçit fonksiyonlari. Bunlar IP basliklari, paketlerin küçük parçalara ayrilmasi gibi fonksiyonlardir.

·        Uçtan uca hata kontrolu. Paketlerin birlestirilmesi ve parçalanmasi.

·        Global adresleme gereksinimi.

·        Host to host akis kontrolu için teknikler.

·        Degisik isletim sistemleri için arayüzler.

1973'de Kahn, Vint Cerf ile ortak çalisma yaparak TCP/IP'nin detaylarini belirlemistir. Bu ortak çalismadan su neticeler çikmistir:

Iki proses arasindaki haberlesme uzun bir sekizli akisini(stream) içerir.

Sekizlinin akis içindeki yeri onu tanimlamaya yeter.

Akis kontrolu kayan pencereler ve acks'lar ile saglanir.

Hedef ve kaynagin hangi pencere parametreleri üzerinde anlasacagi açik bir noktadir.

Baslangiçta ARPANET gibi küçük boyutlarda aglar düsünüldügünden 32 bitlik bir IP adresinde ilk 8 bit agi kalan 24 bit ise agdaki makinalari simgelemek için kullanilmistir. Bu durumda 256 farkli ag adreslendirilebilir. 1970'li yillarin baslarinda bu sayi yeterli olarak görülmüstür.

TCP ile ilgili ilk uygulamalarda sadece görüntü devrelere(virtual circuit) izin verilmistir. Bu model dosya transferi ve uzak sistemlere baglanma konusunda iyi sonuçlar verdigi halde daha ileri düzeydeki uygulamalarda paket kayiplari TCP tarafindan düzeltilememektedir ve bu islem uygulamaya birakilmistir. Bunun üzerine TCP protokolu IP ve ayri TCP olarak iki farkli protokole ayrilmistir. IP, adresleme ve yönlendirme fonksiyonlarini gerçeklerken TCP, akis kontrolu ve hata düzeltme fonksiyonlarini gerçekler. TCP fonksiyonlarina gerek duymayan uygulamalarda IP servislerine dogrudan erisim için alternatif bir protokol olan UDP(User Datagram Protocol) eklenmistir.

Iddialarin Ispati

DARPA, Stanford(Cerf), BBN(Ray Tomlinson) ve UCL(Peter Kirstein) ile TCP/IP için üçlü bir çalisma yapmistir. Cerf liderligindeki Stanford ekibi detayli spesifikasyonlari belirlemis ve TCP'nin üç ayri bagimsiz uygulamasini üretmistir.

Bu olay, Internet kavram ve teknolojilerinin çok uzun sürecek gelistirme ve deney sürecinin baslangici olmustur. Ilk üç ag olan ARPANET, Paket Radyo ve Paket Uydu aglari ve bunlarin arastirma ortamlari gerekli deneyler için uygun bir zemin hazirlamistir.

TCP'nin ilk uygulamalari, Tenex ve TOPS 20 gibi zaman paylasimli büyük sistemler üzerinde yapilmistir. Masaüstü bilgisayarlar ortaya çikmaya basladiginda bazilari TCP yaziliminin kisisel bir bilgisayarda kosturulamayacak kadar uzun ve kompleks oldugunu savundu. Bunun üzerine MIT'ten David Clarck ve ekibi çok daha basit ama istenilenleri gerçekleyen bir TCP versiyonu çikardi. Önce, Xerox PARC tarafindan üretilen ilk kisisel is istasyonu olan Xerox Alto üzerinde bir TCP uygulamasi gelistirdiler. Ardindan bunu bir IBM PC üzerinde de uyguladilar. Böylece zaman paylasimli sistemlerle beraber is istasyonlarinin ve kisisel bilgisayarlarin da Internet'e baglanabilecegi ispatlanmis oldu. 1976'da Kleinrock, ARPANET ile ilgili ilk kitabini çikardi. Bu kitapta daha çok protokollere yer veriliyordu. Bu eser, anahtarlama kavraminin topluma anlatilmasinda önemli rol oynadi.

1980'li yillarin basinda LAN'larin, PC'lerin ve is istasyonlarinin yayginlasmasi Internet'in de büyümesine yol açti. Su an Internet'te, 1973 yilinda Xerox PARC'tan Bob Metcalfe tarafindan gelistirilen Ethernet teknolojisi, en çok kullanilan ag teknolojisidir. En çok kullanilan bilgisayarlar da PC'ler ve is istasyonlaridir. Ilk ARPANET modeli olan zaman paylasimli büyük bilgisayarlardan olusan az sayidaki agdan daha çok sayidaki aga geçis, alt yapida da bazi degisiklik gereksinimlerini dogurmustur. Bu nedenle üç degisik ag tipi tanimlanmis ve A, B, C sinifi olarak adlandirilmistir. A sinifi aglar, ulusal boyuttaki büyük aglardir (çok sayida bilgisayardan olusan az sayida ag). B sinifi aglar bölgesel, C sinifi ise yerel alan aglarini (az sayida makinadan olusan çok sayida ag) temsil eder.

Aglar büyüdükçe ve bilgisayar sayisi arttikça nümerik adresleri akilda tutmak zorlastigindan makinalara simgesel isimler verilmistir. Bu amaçla Domain Name System (DNS), Paul Mockapetris tarafindan ortaya atilmistir. Bu sistem ile isimler adreslere dönüstürülür.

Internet'in büyümesi baslangiçta kullanilan yönlendiricilerde ( router) de sorunlar çikmasina neden oldu. Ilk olarak tasarlanan yönlendiriciler, dagitilmis bir algoritma ile yönlendirme islemini gerçeklestiriyorlardi. Ancak bilgisayar sayisi arttikça bu algoritma yetersiz kalmaya basladi. Bunun üzerine hiyerarsik bir algoritma gelistirildi. Bu yeni düzenlemeye göre Internet'e bagli her bölgede IGP (Interior Gateway Protocol) protokolu kullanilmaya baslandi. Bu bagimsiz bölgeler de EGP (Exterior Gateway Protocol) protokolu ile birbirine baglandi. Böylece hiyerarsik bir yapi gelistirilmis oldu. Bu yapida farkli bölgelerde farkli IGP protokolleri kullanmak mümkündür.

Internet'in gelismesi yazilim konusunda da problemler dogmasina yol açti. Yeni gelismelerin yazilimlara da yansitilmasi gerekiyordu. Bunun için DARPA, UC Berkeley'i TCP/IP'nin UNIX isletim sistemine uyarlanmasi konusunda destekledi. Berkeley daha sonra BBN'de gelistirilen TCP/IP kodunu yeniden yazdi. Böylece TCP/IP, UNIX BSD ile uyumlu hale geldi. Bu, arastirma merkezlerinde Internet'in yayilmasi açisindan son derece önemli bir gelisme olmustur. Çünkü arastirmalarda en çok kullanilan isletim sistemi UNIX'tir. Böylece Internet, arastirma kurumlarini da içine alarak büyümüstür.

Internet'in gelisimindeki önemli olaylardan biri de Ocak 1983'te ARPANET'in host protokolunun NCP'den TCP/IP'ye geçmesi olmustur. Bu tüm makinalara uygulanmasi gereken bir degisiklik oldugundan uzun süreli bir planlama ile gerçeklestirilmistir.

1985 yilindan itibaren Internet artik degisik kesimler tarafindan kullanilmaya baslanmis, email uygulamasi degisik sistemler kullanan degisik kurumlar arasinda yayginlasmistir.

Yaygin Altyapiya Geçis

Internet'in kullaniminin yayginlasmasi ile birlikte diger ticari ve idari kurumlar da kendi aglarini kurmaya basladilar. Örnegin U.S. Enerji Bakanligi, ticari kurumlar, egitim kurumlari. Daha sonra BITNET ve USENET gibi yeni aglar ortaya çikti. 1985'te Dennis Jennings NSFNET'i (U.S. National Science Foundation NET) olusturdu.

NSF için TCP/IP protokolu seçildi. Federal kurumlar bugünün Internet'inin sekillenmesi için bir dizi kararlar aldi:

Federal kurumlar, altyapi için gereken maliyeti paylastilar.

Bu paylasimi koordine etmek için Federal Networking Council(FNC) kuruldu. Bu kurulus diger uluslararasi kuruluslarla birlikte çalisti. Böylece Internet'in dünya çapinda yayginlasmasi hedeflendi.

1988'de Kleinrock baskanliginda Kahn ve Clark'in da yer aldigi National Research Council(NRC) adli komite "Ulusal Arastirma Agina Dogru (Towards a National Research Network)" adli bir bildiri yayinladi. Bu bildiri hükümetten de destek gördü. Ayni komite 1994 yilinda bu kez "Realizing The Information Future: The Internet and Beyond" isimli bir bildiri daha yayinladi. Bunlarla beraber Internet büyüdü ve yedi kitada toplam 50.000 aga, Amerika'da ise 29.000 aga ulasti. 1990'da ARPANET kullanimdan kaldirildi.

Internet’in yayginlasmasi amaciyla dökümantasyona büyük önem verilmis ve tüm protokollari tanitan dökümanlar hazirlanmistir. Bu konuda özellikle RFC (Request For Comments)’ler büyük fayda saglamistir.

Internet’in Bugünü

24 Ekim 1995'te FNC (Federal Networking Council) Internet'i tanitan bir bildiri yayinladi. FNC'ye göre Internet'in tanimi asagidaki gibidir :

Internet,

i ) Birbirilerine IP protokolüne dayali global bir adres uzayi ile lojik olarak bagli bilgisayarlardan olusan bir bilgi sistemidir.

ii) TCP/IP veya benzeri IP uyumlu protokoller kullanarak haberlesmeyi saglar.

iii) Yüksek düzeyli servislere ulasilmasini saglar.

Internet, ilk ortaya çikisinda zaman paylasimli iken daha sonra kisisel bilgisayar, istemci-sunucu, uçtan uca haberlesme ve ag bilgisayari gibi yönlere kaydi. Internet, LAN kavrami ortaya çikmadan önce tasarlandi ancak günümüzdeki yeni teknolojilerle (örnegin ATM ve çerçeve anahtarlamali servisler) uyum saglanmistir.

Internet'in degisim sürecinin bittigini söylemek mümkün degildir. Internet, telefon ve televizyon endüstrisi ile ilgisi olmayan sadece bilgisayarlari kapsayan bir agdir. Bilgisayar endüstrisinin gelismesi ile o da degisime ugrayacaktir. Günümüzde ses ve video için gerçek zamanli transfere izin verecek sekilde gelismektedir.

Bu gelismeler sonucu, Internet telefon ve Internet televizyon gibi yeni uygulamalar ortaya çikmistir. Internet'in gelecegi ile ilgili en önemli soru teknolojinin nasil degisecegi degil, degisim prosesinin nasil yönetilecegidir. Baslangiçta da söylendigi gibi Internet, bir grup tarafindan tasarlandi ama bu konu ile ilgili gruplar ortaya çiktikça bu orijinal tasarima eklemeler oldu.

 

 

 

 

    İNTERNET NEDİR:

Internet, birçok bilgisayar sisteminin birbirine baglI oldugu, dünya çapInda yaygIn olan ve sürekli büyüyen bir iletisim agIdIr.
Internet, insanlarIn her geçen gün gittikçe artan "üretilen bilgiyi saklama/paylasma ve ona kolayca ulasma" istekleri sonrasInda ortaya çIkmIs bir teknolojidir. Bu teknoloji yardImIyla pek çok alandaki bilgilere insanlar kolay, ucuz, hIzlI ve güvenli bir sekilde erisebilmektedir. internet’i bu haliyle bir bilgi denizine, ya da büyükçe bir kütüphaneye benzetebiliriz. Internet’e,  bakIs açImIza baglI olarak farklI tanImlamalar da getirebiliriz : Internet,

Tüm bu tanImlarIn arakesitinde yer alan ise "Bilgiye UlasIm ve Onu PaylasIm, sonrasInda da elde edilen bilgiyi kullanIm" dIr.

Sonuç olarak, Internet, önümüzdeki yIllarda üretilecek bilgilerin dolasIm sistemidir. Ticari boyutunun da ortaya çIkmasIyla yasamla daha çok iç içe geçmeye baslamIstIr. Internet farklI  bir ortam, farklI bir uzay. Kendi, yazIlI olmayan, kurallarI olan; kendi toplumu olan bambaska bir uzay. Klasik yasama  biçimlerini, deger yargIlarInI degistiren; hayatImIza yeni kavramlar, yeni ugraslar getiren birsey. HayatImIzI etkiliyor. Hem  de çok fazla bir biçimde.

Internet'in etkilerini görmek ve onu hissetmek sanirim çok daha kolay. HayatImIzda normal sartlarda yaptIklarImIzI göz önüne getirelim ve Internet'in bunlarI nasIl degistirdigini; bunlara nasIl yeni anlamlar yükledigini gözlemleyelim. Belki bazIlarImIz için daha az (ya da hiç), bazIlarImIz için daha çok (ya da asIrI çok) etkilenmeler olacaktir. Ancak gerçek olan, önümüzdeki yIllarda (2000'e girerken) Internet olgusu her yönüyle bizimle olacak ve hayatImIzda onunla ilintili pek çok sey yapIyor olacagIz (Ag üzerinden alIsverisler, uçak/tren rezervasyonlarI, günlük gazetelere erisim, bilimsel dergileri okumak gibi.)

 



PAKET ANAHTARLAMA:

 

         Data sebekeleri arasinda en yaygin olarak kullanilan teknolojidir.Sakla – ilet metodunun kullanildigi bu sistemlerde mesajlar standart formattaki paketler halinde(128,256,512 vb.) anahtarlanip transfer edilirler.Bu sistemlerde kullaniciya ayrilmis ,noktadan noktaya fiziksel bir hat yoktur.Bunun yerine bir tek fiziksel devre uzerinden bir cok cagriya ayni anda olanak saglayan sanal devreler kullanilir;
Yani bir fiziksel hat bir cok cagri tarafindan zaman paylasimli olarak kullanilir.Data transferi sirasinda da aktif olan paket anahtarlamali Data sistemleri ,kullanici bilgisinin hatasiz olarak tasinmasini saglar.Ayrica bu sistemler de degisik bilgisayar urunlerinin birbirleriyle haberlesmesine olanak saglayan protokol ve hiz ceviriciligi yapilir.Bu sistemlerde ucretlendirme uzaktan bagimsiz olarak gonderilen bilgi miktarina ve kullanim suresine gore gerceklestirilir.

 



İNTERNETTEN BAŞKA YAYGIN KULLANILAN AĞLAR:

        Bunlardan en yaygIn kullanIlanlarI UUCP ve BITNET'tir. BunlarIn dIsInda da firma temelli (Decnet. Ibmnet) gibi, gorev temelli, yerel vb. binlerce ag vardIr.

UUCP agI, UUCP (Unix-to-Unix Copy Program) protokolu ile haberlesen sistemleri bunyesinde bulundurur. Bu protokolde, iki sistem belirli aralIklarla (polling) biribirlerine baglanIr ve bu iki sistemden herhangi biri uzerinde birtakIm planlI programlar calIstIrIrlar (mail aktarImI, dosya aktarImI, kIsaca bir sistemden digerine kopyalama). USENET News, ve Mail aktarImI dIsInda `tip' gibi programlarla uzaktaki makina uzerinde calIsma olanagI vardIr.

BITNET (Because It's Time Network) ise, birbirlerine NJE protokolu ile baglI sistemlerden olusur. BITNET esas olarak agac (tree) seklinde bir yapIya sahiptir, statik bir yonlendirme vardIr. Mail, sInIrlI sekilde FTP ve Telnet (VTAM) destegi vardIr. Mail, bir `depola ve ilet' mantIgI ile bir dugumden komsusuna gider, oradan bir oteye gider. Hatlar kesildigi zaman, ya da makina yuklu oldugu zaman yolda bir yerde bekler. Internet ile diger aglar arasIndaki ileti trafigi icin gecis gorevi yapan merkezlere "internet gateway" denir.